Gitmek için bahaneler üretilen şehir Adana
Adana'nın Portakal Çiçeği Karnavalı, siyasetin bizi böldüğü bir ülkede birlikte eğlenme kültürünü yeniden hatırlatıyor—ama bu duygusal anı yadırgamayan toplum, neden günlük hayatta aynı birliği sağlayamıyor?
Yazar, Adana'nın başarılı festival organizasyonunun sadece turizm değil, bir şehrin kendini anlatma hikâyesi olduğunu belirtirken, aynı zamanda festivallerde gülümseyen Türk insanının neden siyaset ve günlük hayatta birbirinden koptuğunu sorguluyor. Ancak bu nostalji, festivallerin medeniyetin göstergesi olup olmadığı sorusunu açık bırakmıyor mu?
HER gün değişen dünya konuları, Türkiye'de sertleşen siyasetin gündeminden iki gün de olsa uzaklaşmak iyi geldi.
Adana'daydım; Portakal Çiçeği Karnavalı'nda...
Aslında hafızalara kazınan bir sloganı var karnavalın.
"Nisanda Adana" diyorlar.
Haklılar...
Çünkü bu ay boyunca Adana'nın sokakları portakal çiçeği kokuyor.
Bu, benim de çocukluğumun unutulmaz kokularından biridir.
Ben İzmirliyim.
Çocukluğumuzun, gençliğimizin İzmir'inde, Karşıyaka sokaklarında yasemin kokusu olurdu.
Adana'ya her gidişimde portakal çiçeklerini o yasemin kokusuna benzetirim.
İnsan yürümeye doyamaz.
O günlerden beri birbirine benzeyen o iki koku hep hafızamda.
Haberin DevamıBelki de Adana'ya gitmek için kendime bahaneler yaratmamın nedeni bu.
Ama doğruyu söylemek gerekirse, Adanalılar da bunu çok iyi başarıyor.
Nisanda Portakal Çiçeği Karnavalı, eylülde Altın Koza Film Festivali, ekimde Lezzet Festivali...
Adana, gitmek için nedenler üreten bir şehir.
Bir şehri anlatmak için hikâyeler yazmak gerekiyor.
Ve bu hikâyeler sürdürülebilir olursa, işte o zaman akıllarda kalıyor; şehir yavaş yavaş bir markaya dönüşüyor.
Türkiye gibi bir ülkede her yıl, her seferinde daha büyük bir coşkuyla festivaller yapmak kolay değil.
O yüzden Adana'yı, Adanalıları gerçekten takdir ediyorum.
Dediğim gibi...
İki günlüğüne de olsa siyasetin o hepimizi boğan gündeminden uzaklaşmak iyi geldi.
Nisan Anadolu'da güzeldir.
Portakal çiçeklerinin kokusu ise bambaşkadır.
UÇAKLAR DOLDU OTELLERDE YER YOKTU...1 MİLYON KİŞİ ADANA SOKAKLARINDAYDI
BAZEN bir fikir ortaya atılır ve oradan çok başka bir hikâye doğar.
Ali Haydar Bozkurt'un gençlik hayali de Adana'da böyle bir serüven başlatır.
Toyota Türkiye CEO'su olan Bozkurt, Portakal Çiçeği Karnavalı fikrini kentin önde gelen isimleriyle paylaştığında, belki de bu organizasyonun bu kadar büyüyebileceğini tahmin etmiyordu.
Haberin DevamıBozkurt ile sohbet ettik ve dedi ki.
"Adana aslında her şeye sahip bir şehir... Tarihi var, kültürü var, doğası, gastronomisi, insanı... Ama bütün bunları bir araya getiren bir hikâyeye ihtiyaç vardı."
O hikâyeye, portakal çiçekleri de harika uyum gösterdi.
"İlk yıllarda küçücük bir filizdi. Bugün ise yüz binlerce insanın buluştuğu dev bir çınara dönüştüğünü görmek benim için tarif edilemez bir duygu."
Onu en çok etkileyen şey ise kalabalık değil...
"Adana sokaklarında gülümseyerek eğlenen insanları görmek... İşte asıl mutluluk bu."
Galiba bu bir şehrin kendini yeniden anlatma hikâyesi.
"Bugün bu organizasyon sadece Adana'nın değil, bütün bölgenin tanıtımına katkı sağlıyor" diyor Bozkurt.
Haberin DevamıVe rakamlarla değil, sahnelerle anlatıyor.
"Uçaklarda yer bulunamıyor. Otobüsler dolu, oteller sadece Adana'da değil, çevre illerde de doluyor. Hatta kamp alanları kuruluyor."
Ama asıl önemli olan şu...
"Bu hareket küçük esnaftan başladı. El işi yapan kadınlardan, sokakta satış yapanlardan sonra bütün şehre yayıldı."
Belki de en kıymetli tarafı şu.
"Bu iş hiçbir zaman tek bir kişinin işi olmadı" diyor.
Şunu gördüm.
Valilik, belediye, odalar, sivil toplum örgütleri tek tek organizasyonun içinde.
Ve her kurum bundan mutlu.
Ali Haydar Bozkurt
BİRLİKTE EĞLENME KÜLTÜRÜ
ADANA'ya giderken hem Türkiye'nin gündemi, hem de uzayan İran savaşını konuşuyorduk meslektaşlarımla...

4