BAZI siyasi krizler başlangıçta bir partinin iç meselesi gibi görünebilir. Ama uzadıkça bütün ülkenin gündemini esir alır.
CHP'de yaşanan mutlak butlan tartışması artık tam da böyle bir noktaya geldi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Yargıtay'ın süreci hızlandırması gerektiğine yönelik çağrısını önemli bulduğumu söylemiştim.
Mahkeme kararıyla CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapacağını açıklamasıyla başlayan süreç yeni bir aşamaya geçti.
Neyse ki sağduyu galip geldi; grup toplantısı gerçekleşmedi derken bu kez de partiden ihraç talepleri ile gerilim daha da arttı.
Siyasette bazen asıl tehlike kriz değildir.
Bugün CHP'de yaşanan mesele artık yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi değildir.
Partinin kurumsal bütünlüğüyle ilgili bir sınava dönüşmüştür.
Dikkat edin; taraflar artık sadece farklı düşünmüyor.
Haberin DevamıBirbirlerini çok ağır ifadelerle suçluyor; tartışmalar ahlaki meşruiyet tartışmasına evriliyor.
Siyasi partiler fikir ayrılıklarıyla yaşayabilir ama meşruiyet tartışmalarıyla uzun süre yaşayamaz.
Türkiye'nin ana muhalefet partisinin aylar boyunca kimin yöneteceğinin, hangi kararın geçerli olduğunun, hangi organın meşru kabul edileceğinin tartışıldığı bir tablo ne CHP'ye ne de Türk demokrasisine fayda sağlar.
Muhalefetin enerjisini kendi iç mücadelelerine harcadığı bir ortamda siyaset sağlıklı işlemez.
Daha da önemlisi, belirsizlik uzadıkça ayrışma derinleşiyor.
Bugün iki farklı görüşten söz ediyoruz; yarın daha farklı yapılardan söz ederiz.
Türk siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu.
Bu nedenle hâlâ aynı noktadayım.
Yargıtay, süreci bir an önce sonuçlandırmalı.
Karar neyse vermeli.
Beğenilir ya da eleştirilir.
Ama herkes önünü görür.
BİR ŞİRKETİ AYAKTA TUTAN KÂRDAN DAHA ÇOK GÜVENDİR
DÜNYANIN ritmi değişti.
Eskiden iş dünyasının en çok konuştuğu kelimeler büyüme, verimlilik ve kârlılıktı.
Haberin DevamıBugün ise toplantı salonlarında, yönetim kurulu masalarında ve yatırımcı sunumlarında başka iki kelime öne çıkıyor.
"Dayanıklılık ve güven..."
Bir sabah uyandığınızda enerji fiyatları değişebiliyor.
Bir gümrük kararı bütün tedarik zincirinizi yeniden şekillendirebiliyor.
Yapay zekâ iş yapış biçimlerini her gün yeniden tanımlıyor.
Böyle bir dönemde mesele yalnızca büyümek değil; güven vermeye devam etmek de lazım.
Dünyanın önde gelen yönetim ve liderlik okullarından International Institute for Management Development'ın (IMD) İstanbul'daki Business Forum toplantılarında dinlediğim en dikkat çekici konuşmalardan biri Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır'a aitti.
Haberin DevamıBaşarır'ın konuşmasının merkezinde iki kavram vardı.
"Belirsizlik dönemlerinde sürdürülebilir başarının temelinde dayanıklılık ve güven vardır."
Başarır'ın sözünü ettiği dayanıklılık, kriz anında verilen reflekslerden ibaret değil.
Şöyle dedi:
"Dayanıklı kurumlar yalnızca krizlere tepki veren kurumlar değildir. Aynı zamanda krizlerden önce hazırlık yapan, riskleri erken okuyan, yerel gerçeklikleri anlayan ve gerektiğinde hızla uyum sağlayan kurumlardır."
Bu cümleyi duyunca aklıma son yıllarda yaşadığımız büyük kırılmalar geldi.
Pandemi; Rusya-Ukrayna savaşı, enflasyon şokları...
Tedarik zinciri krizleri...
Bu süreçlerde bazı şirketler savruldu, bazıları ise güçlenerek çıktı.
Haberin DevamıAradaki fark çoğu zaman finansal büyüklük değildi.
Hazırlıklı olup olmamaktı.
Çünkü günümüz dünyasında başarıyı belirleyen şey kusursuz plan yapmak değil, planlar bozulduğunda yeniden ayağa kalkabilmek.

16