ÇANAKKALE bizim tarihimizde önemli bir yere sahip.
Çanakkale'ye her gidişimde bunu derinden hissederim.
Ve her seferinde Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve meslektaşım Murat Kıray ile uzunca saatler fikir sörfü yaparım.
İkisi de Çanakkale'ye kendisini adamış insanlardır.
Bu sefer karşıma yine bir sürprizle çıktılar.
Aslan'ın yazdığı, Kıray'ın yayına hazırladığı 'Seyyahların İzinden Çanakkale' kitabını verdiler.
Çanakkale Belediyesi'nin önemli bir desteği var.
Kitabı elime aldığımda ilk hissettiğim şey şuydu.
Bu sadece bir tarih kitabı değildi.
İnsanlık tarihinin uzun bir dönemine tanıklık etmiş insanların, olayların, mekanların da anlatısıydı.
Çünkü Çanakkale'yi biz genelde kendi hikayemizden okuruz.
Savaşlardan, destanlardan, milli hafızadan…
Bu kitap bambaşka bir şey yapıyordu.
Çanakkale'yi seyyahların gözünden okuyordu.
Haberin Devamı1100'lü yıllardan 1900'lere kadar uzanan bir zaman dilimi düşünün.
Yaklaşık 800 yıl.
Ve bu süre boyunca dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor bu topraklara.
Ne için
Aslında tek bir şey için hepsi Troya'yı görmek istiyor.
Kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri de şu oldu.
Troya anlatılırken Homeros da var, İlyada da…
Yani Çanakkale dediğiniz yer sadece bir coğrafya değil.
Bir hikâyenin adı.
Ve o hikâye binlerce yıl boyunca insanları buraya çekmiş.
Bugün influencer'ların 'destinasyon' dediği şeyin o günkü hali aslında Troya.
Bugün müze vitrinlerinde gördüğümüz birçok eserin arkasında işte bu hikâyeler var.
Kitap bize bir şeyi çok net gösteriyor:
Çanakkale sadece bizim hafızamızda değil, dünyanın hafızasında da çok büyük bir yer kaplıyor.
Pers Kralı Kserkses'ten Büyük İskender'e…
Fatih Sultan Mehmet'ten Avrupa'nın gezginlerine kadar…
Herkes bu topraklara bir anlam yüklemiş.
Ve herkes bu topraklardan bir şey alıp gitmiş.
Bazen bir hatıra. Bazen bir taş. Bazen de bir hikâye.
Rüstem Aslan bu bilgileri topluyor, bir araya getiriyor.
Ve bize şunu söylüyor:
"Çanakkale'yi sadece kendinizden dinlemeyin. Bir de başkalarının gözünden okuyun."
Haberin Devamı"Sen bu hikâyenin neresindesin"
KİTAP aslında bir sorunun peşine düşüyor:
"Bir coğrafya nasıl efsaneye dönüşür"
Cevap net:
Troya.
Homeros'un İlyada'sı yaklaşık 2 bin 700 yıl önce yazıya geçirildiğinde belki de kimse bunun böyle bir etki yaratacağını bilmiyordu.
Ama o destan yalnızca bir savaş hikayesi olmadı.
Bir coğrafyayı ölümsüzleştirdi.
Kaz Dağları'ndan Çanakkale Boğazı'na kadar uzanan o alan bir anda sadece toprak olmaktan çıktı.
Bir hafızaya dönüştü.
Sonra ne oldu
Yüzyıllar geçti.
İmparatorluklar geldi geçti.
Ama insanlar gelmeye devam etti.
Neden
Çünkü bazı hikâyeler insanı çağırır.
Troya da öyle bir hikâye.

4