Bir dönem İstanbul'dan kaçmanın adı İzmir'di

İSTANBUL'un trafiğinden, büyüklüğünden, kalabalığından, kaosundan kaçanların bir İzmir hayali vardı.

Daha sakin bir hayat; kısa mesafeler...

Pandemiden sonra bu hayal daha da büyüdü.

Evden çalışma modelleri, hibrit sistemler, "Ofise haftada bir geliriz" cümleleri derken İstanbul'dan Ege'ye doğru görünmez bir göç başladı.

Ve en büyük dalga İzmir'e vurdu.

Bir arkadaşım geçen gün şöyle dedi: "Eskiden İstanbul'da trafikten sıkılıp İzmir'e gelirdik. Şimdi İzmir'de trafikten sıkılıp nereye kaçacağımızı bilmiyoruz."

İzmir artık eski İzmir değil.

Bunu sadece rakamlarda değil, gündelik hayatın ritminde hissediyorsunuz.

Eskiden Alsancak'ın ara sokaklarında yürümek bir şehir ritüeliydi.

Kordon'da acele etmeden dolaşılırdı.

Karşıyaka'dan vapura biner, kısa sürede Göztepe'ye geçerdiniz.

Şimdi günün hangi saatinde yola çıkarsanız çıkın, yoğun bir trafik sizi bekliyor.

Haberin Devamı

Trafik aslında sadece araç yoğunluğu değildir.

Bir kentin kapasitesinin dolmaya başladığının işaretidir.

İstanbul bunu yıllar önce yaşadı.

Önce insanlar "Biraz yoğunluk var" dedi, sonra o yoğunluk hayatın normali oldu.

Bugün İzmir tam o eşikte duruyor.

Üstelik İstanbul'un sahip olduğu alternatiflerin çoğu burada yok.

İstanbul yıllar içinde kendi krizine karşı refleks geliştirdi.

Marmaray geldi; yeni çevre yolları yapıldı, Kuzey Marmara otoyolu açıldı, alternatif akslar oluştu.

En azından şehir nefes alacak kanallar oluşturuldu.

İzmir'de ise şehir büyüyor ama damarlar aynı kalıyor.

O yüzden Körfez Geçiş Projesi artık bir "lüks yatırım" değil, bir ihtiyaç.

Şehirler de insanlar gibidir.

Dolaşım sistemi tıkanırsa hayat kalitesi düşer.

İkinci çevre yolu fikri de bu yüzden önemli.

İstanbul'un TEM'i ile E5'i arasında nasıl bir denge varsa, İzmir'in de artık ikinci bir nefes alanına ihtiyacı var.

Çünkü mevcut çevre yolu artık şehrin yükünü taşımıyor.

Ve sonuç

Bir zamanlar "rahat şehir" diye anlatılan İzmir'de insanlar artık toplantılara navigasyon stresiyle çıkıyor.

İzmir, İstanbul'dan kaçanların şehriydi şimdi İstanbul'un problemlerini yaşamaya başladı.

Ama İzmir'in önünde hâlâ zaman var.

Doğru planlamayla, doğru altyapıyla, merkezi yönetimle yerel yönetimin kavga etmeden ortak akıl üretebilmesiyle bu şehir hâlâ nefes alabilir.

Haberin Devamı

PADELİN YÜKSELİŞİ BİZE NE ANLATIYOR

ZAMANIN ruhunu iyi okumak gerekir.

Tıpkı 80'lerde squash'ın finans dünyasının yükselen erkeklerini anlatması gibi...

Ya da golfün uzun yıllar boyunca yalnızca bir oyun değil, bir statü dili olması gibi...

Şimdi dünyanın yeni ruhunu anlatan başka bir spor var; padel.

Biraz squash, biraz tenis, biraz sokak oyunu; cam duvarların arasında küçük bir tenis gibi...

Belki de bu yüzden çağımıza uydu. Sınırları daralmış; temaları çoğalmış bir dünyanın içinde değil miyiz

Geçenlerde akşamüstü bir padel kulübünde uzun uzun insanları izledim. Biraz spor tesisi, daha çok da sosyalleşme alanıydı.

Kortların etrafında insanlar, bir başka masada iş konuşuluyor, bir başka köşede birbirini yeni tanımaya çalışan gruplar...

Haberin Devamı

Kimse Roger Federer olmaya çalışmıyor.

Bugünün dünyasının yeni lüksü artık "mükemmel olmak" değil; dahil olabilmek sanki.

Padel'in büyümesinin sırrı burada yatıyor sanırım.

Tenis disiplin istiyor; teknik de, sabır da, biraz da bireysellik.