Son yıllarda ev sahibi kiracı ilişkilerinde yaşanan bozulmayı artık inkâr edemeyiz. Bu mesele birkaç kötü örnekten ibaret de değil.
Kiraartışları, bitmek bilmeyen tahliye davaları ortaya çok başka bir tablo çıkardı. Birçok ev sahibi kiraya vermek yerine evini boş tutmayı tercih ediyor.
Çünkü elde edeceğikiragelirinden çok, yaşayacağı hukuki süreç gözünü korkutuyor. Bir tahliye davasının 3-4 yıl sürmesi bile gayrimenkul piyasasını olumsuz etkiledi. Bu süre boyunca ne ev sahibi ne kiracı kendini
güvende hissediyor.
Hukuk yavaşladıkça güven kayboluyor.
Güven kayboldukça piyasa bozuluyor.
Genelde mağduriyet denince akla ilk kiracılar geliyor. Evet, kiracıların sıkıntılarını biliyoruz.
Ama konuşulmayan, hatta çoğu zaman görmezden gelinen bir gerçek daha var. Ev sahipleri de mağdur.
Haberin DevamıKirasını alamayan, sözleşmesi ihlal edilen, kendi mülkünü kullanamayan ev sahipleri var.
Yıllarca süren davalar yüzünden çaresiz kalan insanlar...
Evinin anahtarı cebinde ama evi fiilen başkasının.
Ve kiracılar bu süreçleri bildikleri için özellikle mahkeme yolunu tercih ediyorlar. İşin sonunda ne oluyor
Ev sahibi "Bir daha kiraya vermem" diyor.
Ev boş kalıyor.
Arz daralıyor.
Kiralar daha da yükseliyor.
Yani sistem kendi kendini vuruyor.
Kirasözleşmesi kâğıt üzerinde kalmamalı. Taraflardan biri yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, aylar değil, makul süreler içinde sonuç alınmalı.
Barınma, bir ülkenin en temel sosyal dengelerinden biridir.
O denge bozulduğunda toplumsal huzur da bozulur.
Tam da bu noktada hükümetin hazırladığı "Sıfır Gecikmeli Yargı Modeli" önemli.
Özelliklekiradavalarının hızlandırılması hedefleniyor.
Davaların neden geciktiği analiz edilecek, gecikmelerden sorumlular belirlenecek, iş yüküne göre hâkim ve savcı dağılımı yeniden planlanacak.
Kâğıt üzerinde bakıldığında doğru bir adım. Ama altını özellikle çizmek gerekiyor.
Bu düzenleme sadece kiracıları değil, ev sahiplerini de korumak zorunda.
Adil bir sistem, iki tarafı da eşit gözetir.
Bir tarafı korurken diğerini cezalandıran her model, sorunu çözmez, sadece erteler.
Kirakavgasını bitirecek şey, yüzde hesabı değil; adaletin zamanında işlemesidir.
Haberin DevamıSIFIR GECİKMELİ YARGI MODELİ GELİYOR
TÜRKİYE'de en çok tartışılan ve hem AYM'ye bireysel başvuru konusu olan hem de AİHM'ye taşınan uzun yargılama süreçlerine ilişkin yeni bir sistem hayata geçiriliyor. Yargıda 'Sıfır Gecikmeli Yargı Modeli' bu yıl içinde başlatılacak. Davaların neden geciktiği analiz edilecek. Boşanma,kirave kadastro davaları hızlanacak. Gecikmelerden başsavcılar sorumlu tutulacak.
Türkiye'de kira davaları neden bu kadar uzuyor sorusuna yıllardır aynı cevap verildi.
Dosya çok, hâkim az, sistem yavaş.
Devlet de bu hazırlığıyla özetle diyor ki...
"Yargılamaların makul sürede sonuçlanması, sadece teknik bir hedef değil. Bu, adalete güvenin ön şartıdır. Adaletin doğru olması kadar, zamanında olması da önemlidir."
Haberin DevamıAnladığım kadarıyla "Sıfır Gecikmeli Yargı" karar süreçlerini tıkayan, dosyaları sürüncemede bırakan yapısal aksaklıkları hedef alıyor.
Daha önce kadastro davalarında denenen "Sıfır Kadastro Dosyası" uygulaması bunun mümkün olduğunu gösterdi. Yıllarca biriken dosyalar, klasik yöntemlerin dışına çıkılarak eritilebildi.
Yeni modelde "Yargının Etkinliği Büroları" kuruluyor. Bu bürolar karar vermiyor. Ama gecikmeyi görünür kılıyor. Koordinasyon sağlıyor.
Yükü tek tek hâkimlerin sırtından alıp kurumsal düzeyde ele alıyor.
Destekliyorum.
GELECEK BU GENÇLERLE DAHA İYİ OLACAK
BENİM için bu haberin iki ayrı anlamı var. Biri çok kişisel. Diğeri çok daha önemli.
Önce kişisel olanı söyleyeyim. Saint-Joseph Fransız Lisesi benim de okulum. Ben İzmir'de okudum.
O koridorlardan geçtim, o sıralarda oturdum, o disiplinle büyüdüm.

3