Bir Avrupa Birliği uzmanına sordum... Gümrük Birliği bir siyasi heves miydi

EKONOMİ ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) İstanbul merkezli bağımsız bir düşünce kuruluşu...

Sinan Ülgen eski diplomat, EDAM'ın rahmetli Kemal Derviş ile beraber kurucularından ve halihazırda yönetim kurulu direktörü. Ülgen aynı zamanda ve Brüksel'deki Carnegie Europe'ta misafir araştırmacılarından...

Ülgen; 1992'de Brüksel'de Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği'ne atanmış ve Türkiye-AB gümrük birliği anlaşması müzakerelerini yürüten ekibin içinde olmuştu.

Ayrıca NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in oluşturduğu bir uluslararası politika uzmanları oluşumunun da parçasıydı.

Sinan Ülgen özellikle Avrupa Birliği, Gümrük Birliği, dış politikadaki gelişmelerle ilgili danıştığım isimlerin başında gelir.

Haberin Devamı

Ülgen ile 1995 yılında niye Gümrük Birliği'ni tamamladığımızı, her şeye rağmen hâlâ neden bu yapının içinde olduğumuzu, alternatifinin olup olmadığını ve bundan sonra ne olacağını konuştum.

SİYASİ HEVES DEĞİL YÜKÜMLÜLÜKTÜ

"Önce şu yanlış algıyı düzeltelim" diye başladı Ülgen.

"Gümrük Birliği bir siyasi heves değildi, hukuki bir yükümlülüktü."

Ankara Anlaşması ve Katma Protokol'ün altını çiziyor.

"AB tarifelerini 1973'te indirdi. Türkiye'ye 22 yıl süre verildi. Biz bu süreyi siyasi ve ekonomik nedenlerle kullanamadık ama yükümlülük ortadan kalkmadı."

1990'ların başına gelindiğinde tablo netleşmişti.

"Ya bu süreci tamamlayacaktık ya da AB'nin Türkiye ihracatına karşı tedbir alma riskiyle karşılaşacaktık. Buna izin vermek istemedik."

Ama Ülgen'e göre asıl mesele bu da değil.

"Biz Gümrük Birliği'ni, Ankara Anlaşması'yla elde ettiğimiz hukuki ve siyasi kazanımı korumak için yaptık."

SERBEST TİCARET ANLAŞMASI

Bu noktada mesajı biraz daha netleşiyor.

"Bugün 'Gümrük Birliği yerine serbest ticaret anlaşması yapsaydık' demek kolay. Ama o gün bu, Ankara Anlaşması'nı yeniden müzakere etmek demekti."

Ve ekliyor.

"1995'in siyasi ortamında bu, tam üyelik perspektifini fiilen kaybetmek anlamına gelirdi. O riski almak istemedik."

Ülgen'e göre bu argüman bugün de geçerli.

Haberin Devamı

"Tam üyelik olur mu olmaz mı ayrı konu. Ama kendi elimizle bu hukuki zeminden vazgeçmenin hiçbir anlamı yok."

Burada önemli bir
uyarı yapıyor.

"Gümrük Birliği'ni ticaret açığıyla ölçemezsiniz. Bu çok yüzeysel bir bakış."

Asıl bakılması gereken başlıklar var.

Verimlilik artışı, kurumsal kapasite, şeffaflık ve öngörülebilirlik...

"Dinamik etkiler" diyor buna.

"Dünya Bankası raporları da, akademik çalışmalar da şunu
söylüyor. Gümrük Birliği, Türk ekonomisinin yapısal dönüşümüne ciddi katkı sağladı
."

TIKANIKLIKLAR AŞILIR GÜNCELLEME OLUR

Peki neden güncellenemiyor

Ülgen burada realist...

"Gümrük Birliği 30 yıllık bir metin. Güncellenmesi şart. Ama siyasi engeller var."

Önemli bir parantez açıyor.

Haberin Devamı

"Bunlar AB'nin bakış açısı. Haklı olup olmamaları ayrı mesele. Ben neden tıkandığını anlatıyorum."

Çıkış yolu ne

Ülgen iyimser.

"Bu tıkanıklık aşılır. Gümrük Birliği güncellenecek."

Ve çok kritik bir cümle kuruyor.

"Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Türkiye için aslında bir yapısal reform yol haritası demek."

Ve ekliyor.

"Gümrük Birliği'nden çıkıp Serbest Ticaret Anlaşması'na geçmek, hem siyasi hem hukuki hem de ekonomik olarak daha pahalı maliyetli."

Nedenini de kısa özetliyor.

"Gümrük Birliği, tedarik zincirleri ve yabancı yatırım açısından STA'lardan çok daha güçlü bir rejim."

Sohbetin sonunda Ülgen'in şu cümlesi
kaldı aklımda.

"Türkiye'nin meselesi AB'yle ilişki değil. Türkiye'nin meselesi, kendi geleceğini hangi zeminde kurmak istediği."

Haberin Devamı

Aslında bütün tartışmanın özeti de bu.


BİR DÜŞÜNCE KURULUŞU NEDEN ÖNEMLİDİR

BAZEN bir ülkenin kaderini belirleyen şey büyük nutuklar değil, küçük ama tutarlı akıllardır. Yüksek sesle konuşmazlar. Manşet peşinde koşmazlar. Ama karar vericilerin masasına sessizce not bırakırlar.