GEÇMİŞİN acılarını unutmak elbette mümkün değil.
Zorlu ve sıkıntılı bir sürecin içinde olduğumuzun da farkındayım.
Ama yine de çözüm yasasını destekliyorum.
Çünkü bu coğrafyada kalıcı bir çözüm aramaktan başka bir yol göremiyorum.
Belki bütün mesele şu iki cümlenin içinde...
Çatışmayı bitirmek devlet işidir.
Barışı normalleştirmek toplum işidir.
Ve bana kalırsa ikincisi birincisinden çok daha zor.
Çünkü Meclis bir gecede yasa çıkarabilir. Ama toplumun hafızasını değiştirmek gerçekten zor.
Meclis'in önündeki düzenlemeye biraz da buradan bakıyorum.
Devlet silahların bırakılması için bir hukuki mekanizma kurabilir.
Kimlerin hangi koşullarda bu mekanizmanın içinde yer alacağını belirleyebilir.
Güvenlik kurumları silah bırakmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit edebilir.
Mahkemeler karar verebilir.
Meclis yasa çıkarabilir.
Haberin DevamıBunların hepsi devletin yapabileceği işler.
Ama devletin yapamayacağı bir şey var.
O da yazdığım ayrıntı; barışı normalleştirmek...
Barış süreçlerinde beni en fazla düşündüren kelimelerden biri "unutmak"tır.
Kalıcı barış çoğu zaman insanların geçmişi unutmasıyla değil,geçmişle birlikte yaşamayı öğrenmesiylekuruluyor.
Barışmak hafızanın esiri olmamayı öğrenmektir.
İhtiyacımız olan acıyı inkâr etmeden, adaleti değersizleştirmeden, kayıpları unutmadan barışı istemektir.
Geçmişte kimin haklı olduğunu sonsuza kadar tartışmaya devam mı edeceğiz, yoksa gelecekte çocuklarımızın aynı şeyleri yaşamaması için bir yol mu bulacağız
Bu sorunun cevabını kendinize sorun.
ŞU ÜÇ DUYGUYU HİÇ UNUTMAYALIM
BEN şuna bakıyorum.
Önümüzdeki sürecin başarısını sadece Meclis'ten geçecek yasalar belirlemeyecek.
Bence üç duygu belirleyecek.
Adalet duygusu... Güvenlik duygusu... Birlikte yaşama iradesi...
Bunlardan biri bile eksik kalmamalı.
İnsanlar adaletin ortadan kalktığını düşünürse barışa güvenmez.
Kendilerini güvende hissetmezlerse gelecek fikrine inanmaz.
Birlikte yaşama iradesi oluşmazsa dünyanın en mükemmel yasasını çıkarsanız bile toplumsal barışı kuramazsınız.
Haberin DevamıO nedenle barış, yalnızca silahların susması değildir.
Silahların susması, çatışmanın bitmesidir.
Barış başka bir şeydir.
Bir Diyarbakırlının İzmir'de, bir İzmirlinin Diyarbakır'da kendisini bu ülkenin eşit ve doğal bir parçası hissetmesidir.
"Barışın normalleşmesi" sözünü o yüzden kullanıyorum.
TÜRKİYE İÇİN KÖPRÜ TANIMINI ARTIK BİRAZ ESKİ BULUYORUM
TÜRKİYE, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması yalnızca askerî bir işbirliği değil.
Bana göreTürkiye'nin dünyadaki yeni rolünü anlatan önemli bir fotoğraf.
Türkiye NATO üyesi ama aynı Türkiye şimdi NATO coğrafyasının dışında yeni bir güvenlik mimarisinin kurucuları arasında.
Haberin DevamıTürkiye'nin savunma sanayii ve askerî kapasitesi; Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı, Suudi Arabistan'ın finansman ve enerji gücü klasik bir savunma anlaşmasından daha fazlası çıkabilir.
Türkiye drondan radara, füzeden hava savunmasına, elektronik harpten mühimmata kadar geniş bir savunma ekosistemi oluşturdu.
Eğer bu yeni yapı kurumsallaşırsa Körfez, Türk savunma sanayii açısından çok daha büyük bir pazara dönüşebilir.
Mekke'de atılan imzalar Türk savunma şirketlerini başka bir boyuta getirebilir.
Yıllardır Türkiye için aynı cümleyi duyuyoruz.
"Doğu ile Batı arasında köprü."
Doğrusu artık bu tanımı biraz eski buluyorum.
Bugünkü Türkiye yalnızca iki dünya arasında duran bir ülke değil.

15