Acele etmeden büyüdüler Türkiye'ye örnek oldular

İŞ dünyasının önemli bir ismi Kâmil Yazıcı'yı kaybettiğimiz haberini alınca çok eskilere gittim.

İzzet Özilhan ve Kâmil Yazıcı'yla bir ekonomi zirvesinde tanışmıştım. Herhalde 90'ların başıydı, sonra da çeşitli vesilelerle buluşup sohbetler ettik.

Bizde ortaklık kültürü güçlü değildir. Aile şirketlerinde bile işin üçüncü kuşağa sağlıklı biçimde taşınması zor olur. Çoğu zaman sorun para değildir. Güven, denge, sabır ve birlikte karar alma becerisi eksiktir. Bu yüzden Türkiye iş dünyasında uzun soluklu ortaklıklar azdır ve kıymetlidir.

1950 yılında genç bir tüccar olan Kâmil Yazıcı, vatani görev için geldiği İstanbul'da kendisi gibi Anadolu'dan çıkmış bir başka girişimciyle tanıştı; İzzet Özilhan ile.

Bu tanışma, sadece iki insanın değil, bir anlayışın ortaklığıydı.

Hikâye Tahtakale'de, oyuncak ve kırtasiye satan mütevazı bir toptancı dükkanıyla başladı. Ardından ithalat, sonra sanayi geldi. Çekoslovakya ile kurulan ilk yabancı ortaklık, Skoda pick-up ve Jawa motosiklet montajı derken otomotiv... Bira, kırtasiye, perakende, meşrubat...

Haberin Devamı

İlk tanışmamızda unutmadığım bir iş felsefesi...

"Acele etmeden büyümek, doğru ortakla iş yapmak ve kararları birlikte almak."

Şimdi daha iyi anlıyorum ki...

Bu ortaklık bir güç mücadelesi üzerine kurulmamış. Taraflar birbirini dengelemiş. Biri daha temkinli, diğeri daha atak olmuş. Ama hiçbir zaman "ben" öne çıkmamış.

Yazıcı'nın yıllar sonra "ortak akıl" diye tanımladığı bu yaklaşım, aslında işin en başından beri varmış. Bu sayede Anadolu Grubu sadece büyümedi, kurumsallaştı da. Aile şirketlerinin en zorlandığı noktada, yani kuşak geçişinde ayakta kalmaktı; bu da başarılmış oldu.

Ben her ikisini de tanımış bir gazeteci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu başarı hikâyesinin sırrı rakamlarda değil, karakterdeydi. Kamuoyundan uzak, gösterişten hoşlanmayan bir duruş. Ortaklığa sadakat. Emaneti sağlam devretme hassasiyeti. 2007'de yönetimi ikinci kuşağa bırakmaları da bunun doğal sonucuydu.

Bugün Anadolu Grubu, onlarca ülkede faaliyet gösteren, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan dev bir yapıysa, bu sadece doğru yatırımların sonucu değil. Bu, Türkiye'de nadir görülen bir ortaklık kültürünün eseri bence.

Haberin Devamı

Kâmil Yazıcı–İzzet Özilhan ortaklığı, genç Cumhuriyet'in sessiz ama en sağlam başarı hikâyelerinden biridir.

ORTAKLIK UYUM SAĞLAYAN İKİ EL GİBİ OLMALI

Kâmil Yazıcı çok öne çıkmayı seven biri değildi. Anılarını paylaştığı "Ortak Akıl" adlı kitabıyla belki de birçok insan onu daha iyi tanıdı.

Kitabında aldığım bazı notlar da şöyle...

- "Babamdan aldığım üç temel öğüdü rehber edindim. Sabrın sonu selamettir; ne ekersen onu biçersin; kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen."

- "Şu değerlendirmeyi çok severim. 'İki el birbiriyle nasıl uyum sağlıyorsa iki dost ve arkadaş da bu eller gibidir.' İyi arkadaşı yağmurlu günde daima yanımızda olan bir şemsiyeye benzetirler. İzzet Bey ile biz de iyi günde kötü günde daima bir ve beraber olmak için iş arkadaşlığında karar kıldık. Zaman lehimize çalıştı. Karşılıklı hatalar işlediğimiz oldu ama hep hoşgörü hâkimdi. Bizim dostluğumuz iş arkadaşlığımız ve iş ortaklığımız iş aleminde de örnek teşkil etti. İşte bununla iftihar ediyoruz."

Haberin Devamı

- "İstikbali düşünerek yurtdışına açılmak, orada doğru ortakları bulmak, onlardan öğrendiklerimizi uygulamaya almak da başarıda diğer önemli unsurlar oldu. Büyürken kendimizi hep geliştirdik."

- "Vakıf kurarak sadece kendimize değil, ülkemize faydalı olmaya çalıştık. Bugün tüm iş dünyasının vakıflar kurarak Türkiye Cumhuriyeti'ne faydalı olmanın çaresini araması lazım