Merveilleux ilk bakışta oldukça mütevazı görünüyor. İki ince beze katmanı arasında çırpılmış krema, etrafında çikolata parçacıkları... Fransa'nın kuzeyindeki Lille kentinin simgesi olan bu tatlı, ortaya çıkış hikâyesi ve tabii ki tadıyla beni büyülüyor.
Fransa'nın kuzeyinde, Belçika sınırına yakın bir şehir vardır: Lille. Çoğu kişi için bu şehir, tarihi meydanları, gotik mimarisi ve soğuk rüzgârlarıyla bilinir. Ama benim için Lille, daha ilk ziyaretimde kalbimi çalan bir tatlının doğduğu yer demek. Tatlının adı merveilleux, yerin adıysa Aux Merveilleux de Fred.
Fred, Frederic Vaucamps,1982 yılında ilk dükkânını Lille'de açtı. O yıllarda kimse, kremayla bezeyi böylesine zarif bir uyumla buluşturan bu tatlının günün birinde Paris'ten Londra'ya, Brüksel'den New York'a kadar ünlü olup tanınacağını tahmin etmiyordu. Ama Fred'in sırrı basit bir tarife sahip olmaktan çok daha fazlasıydı: El işçiliğine olan inancı, ustalığına duyduğu saygı ve paylaşmaya verdiği değer.
Merveilleux ilk bakışta oldukça mütevazı görünüyor. İki ince beze katmanı arasında çırpılmış krema, etrafında çikolata parçacıkları... Ama işin güzelliği de burada. Bu tatlı, gösterişsiz bir şiir gibi.
Haberin DevamıHafifliğiyle sizi şaşırtıyor; dilinizde eriyip kaybolurken sadece mutluluk bırakıyor. Ben ilk tattığımda, bu sadeliğin nasıl böylesine kusursuz bir lezzete dönüştüğüne inanamadım. Her lokma bana mutfağın en saf gerçeğini hatırlatıyor: İyi malzeme, doğru teknik ve biraz da ruh.
Aux Merveilleux de Fred'in büyüsü, yalnızca tatlının kendisinde değil, onu çevreleyen felsefede gizli. Fred'in dükkânlarında hâlâ el işçiliği ön planda. Hamur yoğrulurken ustaların ellerindeki ritim, kremanın çırpılışındaki sabır, çikolatanın rendelenişindeki özen... Hepsi birer ritüel gibi. Bana kalırsa bu, modern pastacılığın kaybetmeye yüz tuttuğu bir değer: Sabır ve ustalık.
Her şehrin kendi tatlı sembolü vardır. Napoli'de sfogliatella, Viyana'da sachertorte, İstanbul'da baklava... Lille için bu rolü artık tartışmasız şekilde merveilleux üstlenmiş durumda. Sokaklarda yürürken vitrinde bu küçük tatlı toplarını gördüğünüzde, Lille'in ruhuyla tanıştığınızı hissediyorsunuz.
Benim için merveilleux sadece bir tatlı değil, bir duygu. Hafifliği, insanın ruhuna dokunuyor. Yedikten sonra ağırlık hissetmiyorsunuz, aksine sanki biraz daha hafiflemişsiniz gibi. Belki de adı bu yüzden 'müthiş, harikulade' anlamına gelen merveilleux. Çünkü size geçici bir tat değil, kalıcı bir his bırakıyor.
Haberin DevamıDüşünüyorum da Aux Merveilleux de Fred'in Lille'de doğup dünyanın dört bir yanına yayılması, aslında tatlının ruhuna çok yakışıyor. Çünkü bu tatlı, paylaşmak için yaratılmış. Büyük boyları dilimlenip arkadaşlarla masada paylaşılıyor, küçükleriyse kahveyle birlikte bir gülümseme eşliğinde sunuluyor. Fred'in markasını tanımlayan şey de bu: Lezzet, paylaşım ve keşif. Ben bazen yemek yaparken kendi kendime şunu sorarım: