Kahramanı Amerikalı olan çocuk katiller!

Türk çocuklarının rüyaları Batı kahramanlarıyla işgal edilirken, kendi atalarının şehitlerinin adlarını unutmakla kalmıyor, onlara kurşun sıkmaya hazır hale gelmiş olmuyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin Batılılaşmadığını, 'Amerikalılaştığını' öne sürerek, çocukların sahte kahramanlarla uydurulan sanal dünyaya devşirilmesini eleştiriyor. Bu iddiasını, sosyal medya ve sinema aracılığıyla kendi kültür hafızasından kopartılan gençliğin, yerli kahramanları unutup emperyalist değerleri içselleştirmesinin çarpıcı örnekleriyle destekliyor. Peki, kültürel direniş için yalnızca negatif eleştiri yeterli midir, yoksa alternatiflerin sunulması da gerekli değil midir?

Televizyonculuk yaptığım yıllarda, BRT TV stüdyosunda; uzaktan kılık kıyafeti, bembeyaz "sünnetli" sakalı ve hiç sönmeyen tebessümüyle Nubar Terziyan'a benzeyen ama yaklaştığınızda boyu posu, gözlerinin rengi ve fikirlerini ifade ederken doğrudanlığı ile farklı bir iklimin karakteri olduğu belli Edgar Poffet ile tanışma imkânım oldu. Kelimenin saf anlamıyla bu "ilginç" adam, 1950'lerde geldiği Türkiye'den bir daha ayrılmamış, bir Türk hanım ile evlenmiş ve Türkiye ile Batı dünyası arasındaki derin teknoloji ve kültür farkının künhüne vakıf bir "Türkiyeli" haline gelmiş görünüyordu. Her programdan önce konuklarım ile uzun sohbetler ederek sunucumuzun sorularını havai olmaktan kurtaracak kritik bilgiler toplar ve ek sorular hazırlardım. Aydın Bolak, Yılmaz Öztuna, Turan Yazgan, Ahmet Vefik Alp, Hamdi Akın, Süleyman Demirel gibi farklı dünyaların bir numaralı isimleriyle yaptığımız program benim için çok ciddi tecrübe oldu, ancak Edgar Poffet Bey'in, çekim öncesi stüdyo kulisinde kahve eşliğinde yaptığım sohbette sorduğum bir soruya, elindeki deseni Osmanlı dönemi çinilerine öykünerek yapılmış kahve fincanını göstererek verdiği cevap "Batılılaşma maceramıza" bakışımı güncelledi! Sorum şuydu: "Türkiye size göre Batılılaşmanın neresinde" Elindeki fincan bana doğru uzatılmış olarak, "Türkiye Batılılaşmıyor ki! Amerikalılaşıyor!" dedi.

Bu anekdotu daha önce yazdığımı hatırlıyorum, bir tekrar oldu ama tam zamanında ve yerinde bir tekrar olacağı için yeniden anlattım. 2000'li yılların başında yaşanan konuşmadan sonra konuya her defasında daha dikkatle baktım ve Poffet'nin çok doğru söylediğini, her gün biraz daha haklı çıktığını anladım. Bugün o ve onunla aynı fikirde olanlar şeksiz şüphesiz haklı çıkmış bulunuyor. Son olarak, kaderin sillesini yemekten bir türlü kurtulamayan, "kahramanların şehri" olmaktan mazlum ve mağdurların şehri derekesine düşen doğup büyüdüğüm Kahramanmaraş'ta yaşanan acı olay da "Batılılaşmadığımızı, Ortadoğululaşmadığımızı, Turani olamadığımızı" fakat Amerikalılaştığımızı işaret eden en ciddi göstergelerden biridir. İster sinema ister televizyon ister sosyal medya veya başka bir platform olsun özellikle çocuklarımız pedofil ve seksomanyak figürler tarafından uydurulan sahte kahramanların sanal dünyasında "devşirilmektedirler" ki devşirilen bu çocuklarımıza, Cemil Meriç'in meşhur "Batı'nın Yeniçerileri" aforizmasından evirerek söyleyeyim, "Sosyal Medya Yeniçerileri" diyebilmek mümkündür. ünkü artık bu çocuklar, Cumhuriyet'in çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma hedefinden tamamen uzaklaşarak emperyalizme karşı canını malını ortaya koyarak savaşmış kahraman atalarını değil, Amerikalı sapık, öğrenci katili Elliot Rodger'ı örnek alacak kadar "varoluş gayelerinden" uzaklaşmış kurbanlardır.

Örümcek Adam filmi hakkında geçmişte yazdığım bir film eleştirimde; filmden çok, Türkiye'de Örümcek Adam hayranlığını körükleyen kostüm üreticilerinin ve onun kostümlü resimlerini okul defter ve kitaplarına basan açgözlü, şuursuz tüccarların hevesini bu ürünleri satın almayarak kursaklarına tıkamayan anne babaları tenkit etmiştim. Daha o zamandan kendi milli kahramanları yerine başkalarının kahramanlarına hayran büyümüş çocukların yaratacağı krizi belki de yüzüncü kez tekrarlamıştım. O yazılarımdan birinden bağlama uygun bir bölüm şöyle:

"Gulyabaniler: Hollywood dramaları, doğal olarak kendi kültürlerini, hayatlarını, kendi kahramanlarını anlatır. Her kahraman için bir öteki lazımdır. İşte bizler o ötekileriz. Bize göre öteki olanların hakaretleri, aşağılamaları, suçlamalarıyla dolu ürünlerini sabah akşam seyrediyoruz! Tuhaf bir durum; çünkü mesela sokakta yürürken bir kişi sizi herhangi bir sebepten ötekileştirse, hakaret etse karakolluk olursunuz. Ama sinemada, televizyonda veya sanal platformlarda izlenen onlarca filmde milletinize, dininize, geçmişinize, geleceğinize hakaretler yağdırılsa bile çocuklarınızın Iron Man veya Örümcek Adam karakterlerine hayran kalmalarına engel olamıyorsunuz! Okul çantalarından battaniyelerine, oda duvarlarından defter kapaklarına kadar Örümcek Adam çıkartmaları, tabloları ile kuşatılmış bir gençlik, rüyalarında kendi milletinin kahramanlarını değil, Örümcek Adam görür!"