Coşkun Çokyiğit

Coşkun Çokyiğit

Yeniçağ
Kültür-Sanat / Sinema 116 yazı 0 takipçi

Mağduru oynayan vahşiler

Koca Ragıp Paşa, meşhur bir devlet adamıdır. Okuması ve yazması bol, devlet adamlığı sağlam, savaşmak yerine kitap toplayıp kütüphane kurmak gibi şahane işler yapan bu merhum Paşa'nın darbımesel olmuş meşhur deyişlerinden birisi de "Şecaat arz ederken merdi Kıptî sirkatin söyler" sözüdür. Bu sözün bugünkü kelimelerle yazılışı şöyledir; "Kıptî'nin m

Sağlık olsun, demeden

Geçen gün sağlığını korumak için takviye alan bir arkadaşımla konuşuyordum. Her gün yaptığı gibi internette gezinirken yeni bir "üç ay iç, yeniden doğmuş gibi ol" formülü ile karşılaşmış. Onu konuşurken; "Utanmasalar bu kürü uygula ölümsüz olacaksın!" diyecekler dedim. Konuyu epeyce köpürttük. Anlattığı karaciğeri yenileyen kür ile ilgili binlerce

Türk gençliğine alkış

Sümer tabletlerinde 5 bin yıl önce yazıldığı gibi, kocamış insanlar, her devirde yeni nesil hakkında her daim yakınmalarda bulunurlar. Zamane gençliğinin ne kadar bilgisiz, cahil, iş bilmez, beceriksiz, tembel ve bunların üstüne ne kadar saygısız olduğu sadece Sümer tabletlerinde değil bütün toplumların gülük hayatlarında hatta atasözlerinde rastla

Millet kimden yana

1948 yılının 14 Mayıs'ında Filistinlilerin "Nekbe" yani "Büyük Felaket" diye adlandırdığı İsrail Devleti'nin kuruluşu, aynı yılın Aralık ayının onuncu günü ise "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" ilan edildi.Beyannamenin ön sözü:"İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması husus

Yardımseverlik

Amerika'da bir plajda yaşanan olayı telefonla çeken birisi sosyal medyada yayınlamış olmalı ki, ana akış haberlerde yer aldı. Çocuklu ailelerin gözü önünde kumlara uzanmış bir çift yatak odasındaymış gibi rahat davranışlar sergiliyor. Tepki gecikmiyor ve yangı geçirmekte olan kadın ve erkeğin üzerlerine serpiliyor. Yatay pozisyondaki arsız dikey po

Sinema bileti pahalı patlamış mısır berbat filmlerin eski tadı yok!

Sinema salonlarında film izlemeyeli birkaç ay kadar oldu. Neyse ki İstanbul'a döndüm. Evime en yakın salonlarda seyredilecek birkaç film seçtim. Tercihlerimde, hâlâ bıkıp usanmadan basın ön gösterimlerine katılıp, benim artık biraz demode bulduğum puanlama sistemini ısrarla devam ettiren güvendiğim birkaç sinema yazarının sosyal medya hesaplarındak

Annelerine hediye verir gibi

Türk adı bin yıl sonra yeniden devlet adı oldu. Bu isim Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkanlığında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tercih edildi. Gün geldi paralara Bozkurt resmi kondu. Atatürk'ün emri ile yaptırılan Ergenekon'dan çıkış temalı tabloya Bozkurt resmi çizildi. Sonra "sarışın bir kurt"a benzeyen lider vefat etti ve Türk çağdaş

Kristal kül tablası

İnsan yaşlandıkça, geçmişin daha iyi, şimdinin pek fena, geleceğin beter olacağına dair düşünce kalıbının kısır döngüsü içine hapsoluyor. Maziyi bir cennet olarak görmek o kadar yaygın bir ön kabul ki, kitaplara bile isim olmuştur, "Mazi Cenneti" gibi. Muhtemelen bunun önde gelen sebebi, her kişi için doğmadan önce bir cennet sayılacak olan ana rah

Oryantalist Okuryazarların Yeni Totemi: Türkiyelilik

Tarihimiz hakkında değil bütün bir değerler sistemimiz üzerinde yürütülen ağır beşinci kol faaliyetleri, asgari müştereklerimizi paramparça etmeye odaklı. Sadece tarih mi Lisan, müzik, din, dindarlık, ahlak, laiklik, gelenekler: nevruz, yılbaşı, Türk, Türkiye, Türkiyelilik; Tarih, Osmanlı, Kayı Boyu meselesi Tarihi şahsiyetler: Yıldırım Beyazıt, Ti

Ötekilerin ödülleri

Milletimizin bazı konularda tuhaf tutkuları hatta kompleksleri vardır. Nobel, Eurovision, Oscar vb gibi. Osmanlı döneminden beri Batı ülkelerine gidip gelen "münevverân ve avâm" tarafından oluşturulan bu kompleks, "Onlarda var bizde neden yok" algısına, "Bizim de Nobel almış yazarımız, bizim de Eurovision birincisi şarkıcımız, Bizim de Oscar'lı fil

Akşemseddin'in torunu olmak

Yazmak bazılarımız için büyük mesuliyet. Eline kalemi alıp düşüncelerini kâğıda geçirmek sözde kolay bir işmiş gibi görünebilir. Doğrudur, bir bakıma kolay da! Dünyanın kâğıt ve kalem kaynakları bu tür kolay yazılar için harcanmıştır. Yüz milyarca harf, kelime, cümle milyonlarca ton kâğıtta basılı duruyor ve kimsenin bunları umursadığı yok. Ama baz

İstanbul'un Fetih

"Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik"dizleri ruhumuzu coşturuyordu. Atalarımızın, onları tanımayanlar için efsane sanılan gerçek hikâyelerini biz de efsane gibi, masal gibi dinliyor, "Anlat bana ecdadımı anlat, istersen tarihe masal kat" diyerek daha fazlasını duymak istiyorduk. Sanki binlerce yıl yitik