"Yeni yol haritası"

Türkiye tam bir çıkmazda. Sadece ahlâkî aşınmayla açığa çıkan sosyal çöküşte ve yüksek enflasyon, ağır borç ve faiz alında can çekişen ekonomide değil, siyasî iktidarın "kutuplaştırma siyaseti"yle sosyal sahada da tam bir yönetim krizinde.

Aslında "süreç komisyonu"nda zaten Anayasada yer alan "Anayasada mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı" esasının, "temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmaların esas alınması" vurgusuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hükmünün hatırlatılması garabeti Anayasanın uygulanmadığının itirafı.

Zira Türkiye on dokuz aydır iktidar canibinden demokrasi, hukuk, hak ve hürriyetlere dair nutukları dinliyor; lâkin bir arpa boyu yol alınmış değil; tam tersine demokrasiyi ve hukuku berhava eden baskılarla oldubittiler arttırılarak ağırlaştırılıyor.

"ERKEN SEİM" IKIŞLARI...

Bu arada Cumhurbaşkanı "muhalefetle, ana muhalefetle elbette görüşürüz" diyor; iktidar partisi ile ortağı hukukçuları sık sık "uzun tutuklulukların haksızlığı"ndan, "tutuksuz yargılama hukuksuzluğu"dan dem vuruyor.

Bu yüzden, bütün anketlerde ciddi oy erimesine mâruz kaldıkları paniğiyle Saray iktidarı, tam bir tecâhül-ü âriflikle "seçim yok" söylemiyle oyalıyor. Belli ki iktidardakiler haklarında yığılı "yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, kamu malının partizanca yandaşlara peşkeşi ve ihaleye fesad karıştırma"dan yargılanma korkusuyla kaybetmeyi göze alamıyor. Bu telâşla her türlü komploya tevessül ediyor.

Özellikle AKP iktidarında bütün erken seçimlerin "gündemimizde seçim yok, seçimler zamanında yapılacak" çıkışlarının ardından apar topar erken seçime gidildiği çarkları ortada.

Bundandır ki DSP ve ANAP'la birlikte Anasol-M koalisyon hükûmetinin Başbakan Yardımcısı olarak Bahçeli'nin 8 Temmuz 2002'deki çıkışı konuşuluyor.

Her ne kadar "2027 Sonbaları"ndan bahsedilse de, 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı'nda tam kürsüde konuşurken yanında çadıra geçip bir telefonda konuştuktan sonra dönemin Başbakanıyla ortaklarının haberi olmadan "3 Kasım'da erken seçim var!" ilânıyla apar topar "baskın seçim"e gidilmesi hatırlatılıyor.

Tam da 2001 ekonomik krizde düzelmenin başladığı sırada partisinin baraj altında kalıp Meclis dışında kalması pahasına AKP'nin yüzde 34 oyla Meclis'in 65'ini doldurmasıyla tek başına iktidarının önünü açtığına atıflar yapılıyor.

YIKIMA KARŞI "DEMOKRATİK TÂMİRAT"