Türkiye'ye savaş tuzağı

Trump'un Ankara'da "söz" verdiği, ardından "henüz karar vermedim" çarkıyla Türkiye'nin parasını ödediği F-35, Kaan motorları ve CAATSA yaptırımları vaadinin arka planı tartışılıyor.

Gelir gelmez Cumhurbaşkanı'na "hârika adam, benim için halılar serdi, onu da Netanyahu'yu da çok seviyorum; Türkiye'nin İran'ın yanında İsrail'le savaşmasını engelledim, tarafsız kalmasını sağladım" deyip aynı gün "İran'a saldırı" emrini vermesi çelişkisinin Ankaradakileri "pazarlık masası"na oturtma olduğu belirtiliyor.

Özetle Ankara'da İran'la "mutabakat"ı berhava eden çıkışının aslında Türkiye'yi ABD / İsrail'in kulvarında İran'la savaş fitnesine çekme kumpası olduğu açığa çıkıyor.

Daha havaalanında Cumhurbaşkanı'na övgüler yağdırıp Amerikalı rahip Brunson'un -"ekonominizi mahvederim!" tehdit tweetini teğet geçerek- "Cumhurbaşkanı'na bir telefonuyla serbest bırakıldığı"nı hatırlatması bundan.

ABD'NİN "BÖLGE JANDARMALIĞI" GÖREVİ

Anlaşılan, Amerika'daki Yahudî Lobisi ve İsrail'in tahrikiyle Trump, imzaladığı "mutabakat"ı bozma peşinde.

"Mutabakat"ın bütün maddelerinde İran'ın kazançlı çıktığı, ABD ile İsrail'in kaybettiği kanaatinin dünyada ve Amerikan halkında yaygınlaşmasına karşı uyduruk "yendik!" propagandası tutmaması üzerine savaş çığırtkanlığıyla yeni tâvizler koparmaya didiniyor.

Bundandır ki kapalı kapılar arkasında hangi tâvizlerin verildiği tartışılıyor. F-35'lerle Kaan motorlarının verilmesi, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına mukabil, Türkiye'ye "ABD'nin bölge jandarmalığı, hegemonya ve çıkarları bekçiliği" şartlarının koşulduğundan bahsediliyor.

Trump'ın Türkiye'nin nadir elementleri peşkeşini, Cumhurbaşkanı'nın başkanlık ettiği Varlık Fonu'ndaki bazı stratejik şirketlerin ABD'ye satılmasını; İsrail'in Ortadoğu'daki egemenliğiyle "büyük İsrail projesi" uğruna Kıbrıs'ta Güzelyurt ve Maraş'ın yanısıra bir Amerikan askerî üssünü kurmayı dayattığı belirtiliyor.

Özetle, Şara'nın Suriye'sinin yanısıra Türkiye, Lübnan iç savaşında Hizbullah'a karşı İran'la çatıştırma riskine sokuluyor. Cumhurbaşkanı'nın "Ukrayna'ya asker gönderme, Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme önerileri" buna yorumlanıyor.

ANKARADAKİLER TEŞNE HALE GETİRİLİYOR...

Keza Dışişleri'nin ve diplomasinin dışlandığı ufuksuz dış politikayla Türkiye, ABD'yle küresel işgalci ortaklarının emperyal emelleri hesâbına bölgede uydusu krallıklara, işbirlikçi taşeron maşa örgütlere yaptırdığı "vekâlet savaşı"na katma tuzağına düşürülmek isteniyor.

Böylece, AKP iktidarında İsrail'e enerjiden tarıma, savunma sanayiinden turizme ekonomik anlaşmalarından bir tekini dahi iptal etmeyip askıya almayan Ankara, yeni dayatmalarla karşı karşıya. "Otoriter rejim"de Ankara, 100 bin çocuğun, sivilin katledildiği Gazze soykırımında Bakü-Ceyhan'dan gelen Filistinlilerin üzerine bombalar yağdıran savaş uçaklarının yakıtı Azeri petrolü sevkle, İsrail'le silah ve mühimmatta kullanılan demir çelikten baruta ve kimyevî maddelere varan ticareti yüzde bin beş yüzlere katlamakla kalmıyor.