Trump için bu abartılar neden

VAZİYET

Ankara'daki NATO zirvesi bahanesiyle dört binden fazla insanın gözaltına alınmasının, yüzlercesinin tutuklanması tartışılıyor.

Kamu kurumlarını tatile, sırf sorgulanmasın diye Meclis'in kapatılmasına varan, akademisyenlere, gazetecilere, çevrecilere, sivil topluma hukuksuz, delilsiz operasyonların, bazı İslâmî sitelere yayın durdurmaların, dünyadaki işgallere, sömürülere, zulümlere arka çıkan NATO'ya ve Trump'a yönelik "protestoların engellenmesi için dayatıldığı açığa çıkıyor.

"Yasaklar"ın, özellikle Trump'a İran'da 180 ilkokul kız öğrencinin katlinin, Gazze kasabı Netanyahu'nun soykırımına desteğinin sorulmasının önlenmesi için konulduğu anlaşılıyor.

Bu durumda, gerçekten "bu insanlar hakkında tutuklanmayı hak edecek bir delil var idiyse neden NATO zirvesi beklendi Bunca pervasız ezâ, cefâ ve cezâ neden" soruları soruluyor.

Tam da Ankara'da iken ve Cumhurbaşkanı'nın "Dostum Trump'ın İran mutâbakatındaki kararlı tutumunu takdir ediyorum, Ukrayna savaşındaki barış vizyonunu paylaşıyorum" sözlerinin ardından daha cenaze merasimleri sürerken "aşağılık mahlûklar" tahkiriyle Müslüman komşuya "saldırı tâlimatı"na suskunluğun perde arkası aralanıyor.

Ve bu vaziyet, İsrail hayranı Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, Trump'ın Suriye ve Irak temsilcisi Evanjelik Tom Barrack'ın Saray iktidarının siyasî ömrünü uzatma peşindeki iktidardakilere "ihtiyaçları olan meşruiyeti veriyoruz" çıkışını mevzubahis sözkonusu ediyor.

Gerçekten, DEVA Genel Başkan Yardımcısı M. Emin Ekmen'in ifadesiyle, "Trump için 10 milyar lirayı aşkın bedelle hava limanı ve apron yapılması, Ankaralıların eve hapsedilmesi, yüzlerce kişinin tedbiren tutuklaması, başka şehirlerde dahi Gazze soykırımı protestolarına izin verilmemesi neden"

Neden NATO zirvesini "Trump zirvesi"ne dönüştüren abartılar sergilendi

TESBİT

arpık F-35 çarkı...

"NATO'nun silâhlanması"yla empryalizmin şirketlerine devasa silah satışlarının tasarlandığı, küresel güçlerin hegemonya ve çıkarları kumpasının kurulduğu belirtiliyor.

Ancak en çarpıcısı, Trump'ın Ankara'dakilerin ağzına bir parmak bal çalıp "vereceğiz" müjdesini verdiği "F-35 vaadi"nden kısa sürede çark etmesi.

"Yandaş medya"da konunun Kongre'ye havalesi nazarlardan kaçırılarak alây-ı vâlâyla "Türkiye istediğini aldı!", "Trump F-35'leri veriyor!" manşetleri atılsa da zirveden birkaç saat sonra "Erdoğan'la kimyamız çok iyi, Türkiye çok daha sadık bir ülke" övgülerinin akabinde "F-35 uçağını Türkiye'ye verip vermeyeceğimize henüz tam olarak karar vermedim" u dönüşünde bulunması. Böylece Cumurbaşkanı'nın "her zaman sözünün arkasında olan sayın Trump'ın bize beş F-35 uçağı sözü var" beklentisinin boşa çıkması.

Kaldı ki Trump "karar" verse dahi, Türkiye'nin 2.5 milyar dolar ödediği altı adet F-35'ten -birisi düştüğünden- beşinin beş altı sene sonra teslimi için Kongre kararı gerekiyor.

Ayrıca milyarlarca dolar harcadığı "F-35 programı"ndan çıkarılmasıyla firmalarının ürettiği 1005 yedek parçanın başka ülkelerin firmalarına dağıtılmasıyla Türkiye'nin on milyarlarca dolar zararı giderilmiyor. F-16'lardan ve "Kaan motorları"ndan ise haber yok.

Sonuçta iktidar mahfillerince günlerce "reklâm" edilen "hediye paketi"nden bir şey çıkmadığı daha ilk günde ortaya çıkıyor.