VAZİYET
Son süreçte belediyelerden holdinglere, medya kuruluşlarından üniversitelere varan "kayyum uygulamaları"nın "tavukçular"a kadar vardırılması tartışılıyor.
"Tavuk eti piyasasında rekabeti ihlalle fiyatları tüketici aleyhine etkiledikleri" iddiasıyla sekiz ilde "tavukçuluk sektörü"ne baskınla 13 şirkete "denetim kayyımı" atanıp 32 patron ve yöneticiye gözaltıyla 3.7 milyar lirayı aşan idarî para cezası kesilmesi çarpıklığı ele veriyor.
Ekonomistler, konunun Ticaret Bakanlığı'nın Rekabet Kurulu'nu çalıştırmasıyla ele alınabileceğini, enflasyonu düşüremeyen iktidardakilerin operasyonlarının tamamen ekonomik çöküşü başkalarına boca işgüzarlığı olduğunu belirtiyorlar.
Daha önce enflasyonun patates depolarına, üreticiye - çiftçiye fatura edilmesi saptırmasındaki gibi iktidardakilerin son dönemde market zincirlerine, lokantalara, esnafa çöküp her birine yüz binlerce - milyonlarca liralık ceza kesmesindeki gibi Ramazan ayında zam yaptırmadığı, "tavukçular"a çökmesinin tamamen bir manipülasyon olduğunu ifade ediyorlar.
Vakıa şu ki AKP iktidarında, özellikle "tek kişilik otoriter rejim"de tamamen ithalata dayalı tarım ve hayvancılığın girdi mâliyetlerinin yüzde 600 zamlanmasıyla, tahıl ve gıdada dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye "saman ve hayvan ithal eden ülke!" durumuna düşürülmüş.
Brezilya'dan Arjantin'e, Sri Lanka'dan Meksika'ya, Gana'dan, Şili'den Paraguay'a angus ve et ithaliyle yerli hayvancılık perişan edilip yabancı hayvancı ihya edilirken, stratejik hayvancılık ürünlerinde yabancılara mahkûm hale getirilmiş. "Yerli ve millî tarım ve hayvancılık"ta can çekişen Türkiye, gıda enflasyonunda gibi et fiyatları pahalılığında dünyada "birinci ülke" haline getirilmiş...
Bundandır ki konunun uzmanları, sopayla, zorbalıkla, tehditlerle enflasyonun düşmeyeceğini; tam tersine üretimin düşeceğini, hukukun olmadığı yerde yatırımın, üretimin, istihdamın olmayacağını; yabancı ve yerli yatırımcıyı kaçıracağını, et fiyatlarının daha da pahalanacağına dair uyarıyorlar.
Muhalefeti, rekabet edemeyeceği, karşısında kaybedeceği adayları, seçilmiş belediyelere başkanlarını tasfiye operasyonlarının "tavukçular"a kadar uzaması; gözaltı, arama ve el koymayla tavukçulara da "kayyım" kıyımı "pes!" dedirtiyor...
TESBİT
Tavukçuluk da mı "yandaşlaştırılıyor"
Her ne kadar gelen yoğun tepkiler üzerine mahkeme tarafından daha sonra "atanan kayyımlar" geri çekilse de siyasî iktidarın iflastaki ekonomi politikalarının sebebini bu kez "tavukçular"a yüklemesi her haliyle sırıtıyor.
Vatandaşların en çok şikâyet ettiği, iktidardakilerin "ithal hayvan ve et politikası"yla astronomik rakamlarla artan kırmızı et çetelerine operasyonların yapılmayıp sadece tavukçulara yapılmasının arka planı sorgulanıyor.
Türkiye'nin kırmızı ette dünyanın 4. pahalı ülkesi olmasına karşı, tavukta 78. sırada olan tavuğa operasyonun "ithal tavuk eti"nin önünü açma operasyonu olduğu ifade ediliyor.
Gerçekten, "adil rekabetin bozulması", neden sadece "tavukçular"a yükleniyor Onlarca devlet ve "yandaş medya" kanalıyla yetinmeyip yandaş olmayan televizyonlara el konulup sorgusuz - sualsiz yargısız infazla daha ilk günde TMSF'ye devriyle "yandaşlaştırılması"ndaki "tavukçuluk şirketleri" de mi "yandaşlaştırılıyor" sorusu soruluyor,

17