"Süreç" neden kilitlendi

PKK'nın silah bırakmadığı, 'özerklik' perdesinde devletleştirilmeye devam ettiği halde, neden 'süreç' iktidarın muhalefeti sindirme aracına dönüştürüldü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının başlattığı 'barış süreci'nin temelinden itibaren başarısız olduğunu, çünkü sürecin demokrasi ve hukuk üzerine değil, Öcalan'ın otoritesine endekslendiğini ve iktidarın siyasi rakiplerini tasfiye etmek için suistimal edildiğini savunuyor. PKK'nın hiçbir silah bırakmadığını, bölgedeki kampların faaliyete devam ettiğini ve Suriye'de 'devlet' işlevini yerine getirdiğini ileri sürerek, 'sürecin' demokrasi değil, tek kişilik rejimi meşrulaştırmaya hizmet ettiğini iddia ediyor. Peki, özerklik talebinin meşru bir siyasi sorun olarak ele alınması ile iktidarın bu sorunu alet etmesi arasında ayrım yapılabilir mi?

"Süreç", takvim belirsizliğinde tıkanmış, aylardır âdeta uykuya yatırılmış. Saray iktidarının ayak sürümesi sorgulanıyor.

Bundandır ki Temmuz'da Meclis'in tatile gireceğini, yasaların âcilen çıkarılması gerektiğini bildiren DEM yöneticileri, iktidarın söylemlerinin aksine "ipe un serdiği"nden şikâyetçiler.

Öncelikle terörist başına "baş müzâkereci" ya da "başaktör" statüsüyle terör örgütü elebaşları ve militanların "affı"na dair "infaz düzenlemesi"nin geciktirildiğinden hayıflanıyorlar. Buna mukabil, iktidar mahfilleri "terör örgütünün silâh bırakmadığı"ndan yakınıyor.

Zira 27 Şubat'ta (2025) Öcalan'ın "terör örgütünün silah bırakmasıyla kendini feshi" çağrısının üzerinden bir yıl iki ay geçmesine rağmen, otuz militanın Kuzey Irak kırsalında sembolik "silâh yakma" seremonisiyle kalıp PKK'nın silâh bırakmadığı uluslararası istihbarî raporlarla teyid ediliyor.

HİBİR ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDİ...

Keza MİT'in araştırmasıyla "süreç"te şart koşulan "KCK üst yapılanmasına bağlı PKK unsurlarının hiçbirinin silâh bırakmadığı tesbit edilmiş. Güvenlik bürokrasisince terör örgütünün Kuzey Irak ve Kandil'deki kamplarının durduğu, bölgedeki 30 mağaradan ancak 7'sinin boşaltıldığı, diğerlerinin boşaltılmasının beklendiği belirtiliyor.

Trump'ın İran savaşının başında, "PJAK'a ülkedeki protestoculara ulaştırmaları için modern silahlar verdik, hepsine el koyup kendilerine kaldırdılar!" ihbarı, "İran PKK'sının da silâhlanmayı sürdürdüğünün ikrarı.

Bu arada PYD/YPG'nin omurgasını oluşturduğu ve bölgedeki Amerikan Merkez Kuvvetleri Komutanı'nın sevimli göstermek için "Suriye Demokratik Güçleri (SDG)" adını verdiği "Suriye PKK'sı", ülkenin kuzeyinde, Fırat'ın doğusunda Haseke merkezli kantonlar üzerinden "otonomi" konumunu tahkim ediyor.

Suriye ordusuyla göstermelik "entegre"nin dışında Cumhurbaşkanı'nın ifadesiyle, ABD'nin füzeden uçaksavara 50 bin TIR dolusu her türlü silâhla silahlandırdığı, İsrail'in eğittiği en az 80 bin silahlı militanını işgalindeki bölgede tutmakla Türkiye'nin dibinde "ikinci İsrail" işlevini görecek emperyal güçlerin güdümündeki taşeron "koridor devlet"in altyapısı oluşturuluyor.

Özetle, İran'ın kuzey batısından Kuzey Irak'a, Suriye'nin kuzey doğusuna uzanan kontrolündeki alanda PKK'nın bütün unsurları "özerklik" perdesinde "devletleştiriliyor."

Ve "terörsüz Türkiye" sloganıyla başlatılan "süreç"te "terör örgütünün kendini feshi" bir yana ağır silahlarla "silahlanmayı" sürdürmesi, "süreç"i çıkmaza sokuyor.

SİYASÎ OPERASYONLARDA SU-İ İSTİMALİ

Akametin sebebi, şüphesiz baştan beri "süreç"in, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ekseninde değil, kırk bin insanın katlinden sorumlu müebbet hapse mahkûm terörist başına endekslenmesi.