VAZİYET
Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı'nı hiçbir beynelmilel meşruiyeti olmayan gece yarısı baskınıyla derdest edip ABD'ye kaçırması korsanlığında "yalan"a bile ihtiyaç duymayan şımarıkça pervâsızlığı tepki çekiyor.
Öncelikle Mudoru'nun ülkeyi yönetemediği, uyuşturucu kartelleriyle işbirliği yaptığı iddiası, demokrasi sorunu, ekonomik sıkıntısı ve uyuşturucu ticareti isnadının olmadığı NATO üyesi Kanada ile AB üyesi Danimarka'ya bağlı Grönland'ı tehdidiyle açığa çıkıyor.
Nitekim "Venezuela'nın egemen topraklarında sebepsiz yere silahlı kuvvet kullanılması, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasî bağımsızlığına karşı güç tehdidini veya kullanımını kesin olarak yasaklayan BM Şartı'nın açık ihlâliyle uluslararası saldırganlık suçu" BM raportörlerince teyid ediliyor.
Keza NATO yasalarınca ABD'nin "bir dış saldırıda koruması" gereken Kanada'ya Trump'ın "51. eyaletimiz", "Grönland ABD'ye aittir" iddiasını, "narko-terörizmle" ve "ekonomik krizle mücadele" uydurmasını peşinen ifşa ediyor.
"Yeni yönetim işbirliği yapmazsa sonu Mudoru'dan daha kötü olur" şantajını savuran Trump'ın, Amerikan Dışişleri Bakanı'nın ve ABD Güney Komutanı'nın "Amacımız Venezuela petrollerini karantinaya alıp çökmektir" itirafı, ülke yönetiminin "zengin petrol yataklarını işletemediği" gerekçesini berhava ediyor. Amerikan korsanlığının ikrarı oluyor.
İran'da Şah döneminde ülke petrollerini kamulaştıran Başbakan Musaddık'ın İngiltere ve ABD'nin ortak operasyonuyla devrilmesindeki gibi haydutluğun Venezuela petrolünü gaspla hortumlama hesâbına yapıldığını ortaya çıkarıyor.
Madoru'yu "tek adamlık"la suçlayan Trump'ın, ABD'nin taşeronluğunu yapan başta Körfez emirlikleri olmak üzere totaliter krallıkları, despotik sultanlıkları, otoriter "tek adam rejimleri"ni görmemesi garabeti sergileniyor.
Vaziyet, emperyal ecnebilerin "özgürleştirme" iddiasıyla işgal ederek bir buçuk milyon insanın katliyle mezhebi ve etnik tefrikalarla parçaladıkları Irak'ta Saddam'ı devirip idam etmelerine, askerî müdahaleyle bölüp ikiye böldükleri Libya'da Kaddafi'yi linç ettirmelerine benziyor.
Ve asıl amacın, dünyanın en borçlu ülkesi ABD'nin tükenişinin, Trump'ın "savaşlara karşıyım" deyip İran'dan Yemen'e her tarafı bombalatmakla dibe vuran itibarının kurtarılması olduğu belirtiliyor.
Özetle, küresel emperyalizmin dünya kaynaklarını daha da sömürme haydutluğuna Ankara'dakilerin suskunluğu sorgulanıyor. Gerçekten neden Erdoğan'dan "Ey Amerika!", "Ey Trump!" restli çıkışları gelmiyor
TESBİT
Ankara'dakiler "temenni"yle kalıyor!
Amerikan emperyalizminin Devlet Başkanı'nı kaçırması çılgınlığına karşı Venezuela'nın Türkiye Büyükelçisi Gutierrez'in "iki ülke devlet başkanlarının dostluğuna" atfen "dayanışma çağrısı"na Saray iktidarının çarpık bigâneliği devam ediyor.
ABD komandolarının Venezuela topraklarına girerek başkent Karakas'la birçok kentin yanısıra havaalanlarını ve limanları bombalayıp, 32 korumayı katletmeleri basitleştiriliyor. Özellikle Dışişleri Bakanlığı'nın "Venezuela'daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözümüne her türlü yapıcı katkıya hazırız, tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz" çağrısı dikkat çekici.

7