VAZİYET
TÜİK'in üç gün önce yıllık enflasyonu yüzde 30.65 göstermesine karşı, aynı enflasyon sepetini kullanan bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu'nun (ENAG) yıllık artış oranını yüzde 53.42 olarak açıklaması enflasyon tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Öncelikle her ne kadar Hazine ve Maliye Bakanı "dönemsel etkiler"e bağlasa da, Aralık enflasyonunu yüzde 0.89 olarak duyuran TÜİK'in -ENAG'ın yüzde 6.32 belirlediği- Ocak enflasyonunu 4.84 duyurması "tâlimatlı enflasyon oyunu"nu bir defa daha ifşa ediyor.
Bunun içindir ki bir ay zarfında bu kadar fahiş artışın olmayacağını belirten ekonomistler, AKP iktidarında, "tek kişilik hükûmet"te yıl boyunca düşük gösterilen enflasyonun, yine memur-emekli maaşlarıyla asgarî ücreti düşük tutma tezgâhıyla daha da düşük gösterildiğini ifâde ediyorlar.
Geçen yıllardaki gibi 2026 yılı sonu için belirlenen "yüzde 16 enflasyon" hedefinin tutmayacağına; TÜİK'in bu tezgâhla fiyatları çok artan ürünleri sepetten çıkarmakla sepetini yenileme, kampanyadaki ürünlerin fiyatlarını alma ve bazı marketlere telefon edip "Sonra zam yaparsınız" benzeri atraksiyonla gerçeklerden kopuk rakamları paylaştığına dikkat çekiyorlar.
Enflasyonu düşüremeyen -hatta bazı iktisatçılara göre düşürmek istemeyen- iktidardakilerin rakamlara takla attırarak "mızrağı çuvala sığdırdıkları" algı operasyonundan yakınıyorlar.
Özetle, çöküşteki ekonomide Türkiye'yi enflasyonda dünyada "dördüncü", gıda enflasyonunda "birinci" hale getiren siyasî iktidar, manipülasyonlarla canhıraş vaziyeti kurtarmaya çırpınıyor.
Bundandır ki Türkiye'deki yüksek enflasyonun düşmeme sebebinin devlet harcamaları ve israf olduğunu, gelir dağılımı adaletsizliğinin enflasyonla derinleştirildiğini belirten ekonomist Şeref Oğuz, "ateşi düşürmeyen doktor derece ile oynarmış" örneğiyle, iktidardakilerin düşüremediği enflasyonu çarpıtmalarla kamufle etmelerini "kamuflasyon" olarak tanımlıyor.
TESBİT
"Hiroşima etkisi yapar!"
Her fırsatta "Ben ekonomistim, ekonominin sorumlusu benim ben!" diyen Cumhurbaşkanı, "emekliyi enflasyona ezdirmedik" derken, bazı iktidar partisi sözcülerinin "maliyet hesabı"ndan hareketle "imkânlar arttıkça emeklilere zam yapılacak" söylemleri vakıayı ele veriyor.
Yirmi bir tane "orta vadeli program" açıkladığı halde ekonomiyi sürükledikleri çıkmazdan çıkaramayan "iktidar cephesi", propagandalarla, bir yığın yanıltmayla yıllardır tekrarlandığından cılkı çıkan bayat hilelere, hamasete başvuruyor.
Meselâ, muhalefetten AKP'ye geçen bir milletvekili hararetle "20 bin lira maaşın üzerinde tepinip duruyorlar. İsviçre'de yaşamıyorsun, o tarafta Yunanistan, şurada Ermenistan var. İngiliz geldiğinde senin de namusuna bakmayacak mı!" garip çıkışında bulunuyor. Bir diğeri, 500 bini bulan maaşının yetmediğinden yakınıyor.
Yine bir iktidar partisi yöneticisi, daha önce defalarca "müjdesi" verilen "Karadeniz'de gaz bulundu", "Gabar'da petrol fışkıracak" benzeri "Günlük 80 bin varilin üzerinde gravitesi yüksek petrol arzıyla 710 milyar metreküplük doğalgaz rezervimiz hanelerimize ulaşacak" türü "müjdeler"le "bekleyin!" oyalamasına yelteniyor.

7