İstilâya karşı "bölge ülkeleri işbirliği"

Türkiye ile "tek adam rejimi"nin hükmettiği Körfez emirlikleri, sultanlıklarına sıçrayıp sarsacağı korkusuyla "Trump'ı saldırmaktan vazgeçirmeye" didinseler de Suriye'den sonra sıranın İran'a geldiği, akabinde Türkiye'nin "hedef"te olduğu ortada.

"Ecnebî parmağıyla idare edilen zındıka komiteleri" güdümündeki küresel güçlerin, uyduları haline getirip "teslim" aldıkları ülkelere Irak, Libya, Lübnan ve Suriye'yi eklemekle kalmayıp, bölgedeki üslerine ek olarak Ortadoğu'ya askerî yığınak yapan ABD'nin, işgalci ortaklarıyla soykırımcı Siyonist İsrail'in bölge egemenliği uğruna İran'a saldırıya bahaneler aramaktalar.

Bundandır ki en son HTŞ'nin omurgasını oluşturduğu "Suriye ordusu"yla PYD/YPG'nin çatışmasıyla bozulan "ateşkes"e tanınan iki haftanın ardından yeniden iç savaş kargaşasına sürükleneceği ve İran'a "saldırı şartlarının olgunlaşması"nı beklendiği, Trump'ın Amerikan Abraham Lincoln uçak gemisiyle filosunu bölgeye gönderip peşpeşe tehditler savurduğu vartada "tefrika, işgal ve imha projeleri"ne karşı çareler aranıyor...

BAĞDAT PAKTI "KIYMETDAR İTTİFAKI"

arelerin başında, ecnebi ifsadlı iç savaş tahrikleriyle tefrika kargaşasına düş(ürül)müş İslâm ülkelerinin, bilhassa bölgedeki Müslüman komşu ülkelerin, emperyalistlerin zâlimane hegemonyaları hesabına dayattıkları işgal ve iftiraklara karşı -siyasî, iktisadî, kültürel- bütün alanlarda tam işbirliğiyle ortak savunma mekânizmaları teşkilleri geliyor.

Bunun içindir ki çağımızın Kur'ân müfessiri Bediüzzaman, daha Nisan 1911'de, Şam'da yüzden fazla İslâm âlimiyle on bini aşkın cemaate hitabında, İslâm dünyasının istikbâlinin ve Müslüman milletlerin dünyevî ve uhrevî saadetlerinin, öncelikle "milliyetleri İslâmiyetle mezcolmuş [kaynaşmış], büyük ve muazzam Arap ve Türk gibi hâkim üstadlara bağlı olduğu" ikazıyla birlik oluşturmalarıyla ittihad çağrısında bulunur. (Hutbe-i Şâmiye, s. 61-62.)

İşgalcilerin Birinci Dünya Savaşı'nda "mübârek kardeş Arapların mücahid Türklere karşı kışkırtılması"yla Müslümanları birbirine kırdırma menhus tuzaklarına, Osmanlıyı bölüp parçalayan "gaddarâne Sevr muâhedesi suikast plânı"na karşı anlaşma ve "bölgesel ittifak temelli işbirlikleri"ni tembihler.

"Ortak Savunma ve Bölgesel İşbirliği Teşkilâtı" üzerinde Türkiye, Irak, Pakistan'la -akabinde- İran'ın katılımıyla 1955'te kurulan Bağdat Paktı'nı -İngiltere'nin üye, ABD'nin "gözlemci" olmasına rağmen- "kıymettar ittifak" olarak takdir eder.

Bunun sâdece "kardeş Müslümanların" değil, "sulh ve müsâleme-i umûmiyeye [dünya barışına] şiddetle muhtaç Hıristiyan ve sair dinler sahiplerinin dostluklarını da bu vatana kazandırmaya vesile olacağını" fevkalâde ehemmiyetle bildirir. (Emirdağ Lâhikası, s. 437-440.)