"Eğer dürüstlerse!.."

VAZİYET

"Partimize teveccüh her geçen gün artıyor" diyen partili Cumhurbaşkanı muhalefetten partisine transferleri yüksünmeden âlây-ı vâlâyla büyük bir "memnuniyetle" yapıyor; "daha gelecekler var" diyor.

Kulislerde AKP'ye geçiş yapan 14 milletvekilinin çoğunun partilerinden seçilme şanslarının kalmadığı, yeniden seçilme vaadiyle iktidar partisine kapak attıkları belirtiliyor.

Belediye başkanlarının transferleri ise daha da vahim. Zira muhalefetten seçilen başkanların tutuklanmaktan kurtulmak için iktidar partisine geçtikleri açıkça ortaya çıkıyor.

Görünen o ki ağır baskılarla iki yıl içinde 80 belediye başkanının iktidar partisine geçmesi sağlanmış. Cumhurbaşkanı'nın parti rozetini takıp elini öpen başkanlar Demoklesin kılıcı gibi başlarında sallandırılan iddialardan kurtulurken, geçmeyenlere gözdağı veriliyor.

Özetle DP Genel Başkanı Uysal'ın değerlendirmesiyle "bir kişinin tek başına seçime girdiği bir konfigürasyonu şekillendirmek uğruna demokratik rekabet zemini yok ediliyor. Devlet gücüyle milletin iradesi boğulmaya çalışılıyor.

Ancak en ilginci, tehditlerle, korkularla, hilelerle" yapıldığı her haliyle sırıtan transferlerin "iktidar cephesi"nce ve "yandaş medya"ca "bir siyasî başarı ve beceri"ymiş gibi propaganda edilmesi. Dahası Cumhurbaşkanı'nın başka partiden seçilip partisine gelen milletvekilleri ve belediye başkanları için "halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız" demesi.

Oysa daha 2013'de bir milletvekilinin partisinden istifası üzerine, "Bir partinin bayrağı altında seçime girmişse o partiyle hareket eder, ayrılıyorsa sadece partiden ayrılmaz, dürüstse milletvekilliğinden de ayrılır, ahlâk bunu gerektirir" diyerek transferlerin gayr-ı ahlâkîliğinden yakınmıştı.

Bunun içindir ki son transferlerle "partimize intisap edenleri bağrımıza basacağız" sözleri arasındaki yaman çelişki sorgulanıyor...

TESBİT

"Brandalı siyaset..."

NATO zirvesi öncesi Ankara'da Trump'la NATO liderlerinin geçeceği yolların etrafına bariyerler çekiliyor. Gecekondulara paneller konuluyor. Memurlar izinli sayılıp devlet daireleri boşaltılıyor. Meclis tatile sokulup kapatılıyor.

Bu arada Ankara'dakilerin de yer aldığı soykırımcı Netanyahu'yla Gazze'yi ve Batı Şeria'yı toptan "İsrailleştiren" "Siyonist Filistin Eylem Plânı"nı kotarma peşindeki Trump'a muhtemel protestolara karşı gözaltılar devam ediyor.

GP Genel Başkanı Davutoğlu'nun yakınmasıyla "zirveye stratejik açıdan hazırlanmak yerine Ankara'da hayat ve fikir durduruluyor, vatandaşlara âdeta işkence ediliyor."

DEVA Genel Başkanı Babacan'ın tesbitiyle bütün bunlar "Saray'da Trump'la bir fotoğraf vermek uğruna" yapılıyor. Bundandır ki İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu "Bu tutuklamalar, bu eyyamcılık neden" diye soruyor.

Ancak en çarpığı, ithal "yerli tank", "maket uçak" gibi, bataryası, entegrasyonu, mekânik aksamı, tasarımı ithal edilen ve Dışişleri Bakanı'nın ikrarıyla motoru Amerika'ya sipariş verilen Kaan uçağının "yerli ve millî" olarak lanse edilmesi. İktidar mahfillerinde hâlâ "yüzde 100 yerli ve millî" propagandasının yapılması. Motorunun satışının Trump tarafından serbest bırakılmasının "iktidara iliştirilmiş medya"da "müjdelenmesi!"