Din üzerinden siyasî kutuplaşma

Yargı üzerinden siyasî operasyonlar sürüyor.

Son Cumhurbaşkanı seçimlerindeki "Kandil'deki terör örgütü elebaşlarının millet ittifakı adayını destekledikleri" uydurmasındaki benzeri karalamalarla her fırsatta muhalefeti "din karşıtı" gösterme anlayışı devam ediyor.

Başta ekonomik çöküşün, pahalılığın, yüksek vergilerin, kat kat faizin, yolsuzluğun, ihaleye fesad karıştırmanın ve dış politika iflaslarının konuşulmaması için din üzerinden provokasyonlar körükleniyor.

DİNİ DE "DÜNYEVÎLEŞTİRDİLER..."

En son Ramazan öncesinde -aslında Türkiye'de hatta Avrupa'da bile görülmeyen- "devletin kanalı"nda dinî değerler üzerinden toplumu "kutup-laştırma" kışkırtmalarına tevessül ediliyor.

Mübârek Ramazan'da bir ilâhinin okunmasıyla bayat "dinci–laik çatışması" polemikleri alevlendiriliyor. Türkiye'de eğitimin dibe vurup OECD ülkeleri arasında en geride kalmasına bakmadan "dinî değerler" siyasetin malzemesi yapılıyor.

Bilindiği gibi AKP iktidarında, camiler zaman zaman iktidarın siyasî propaganda merkezleri haline getirildi. Kürsülerde ve hutbelerde siyasîlere -farklı siyasî kanaatteki mü'minleri rencide eden- dinî açıdan fevkalâde mahzurlu medhiyeler dizilerek iktidardakilerin propagandası yapıldı.

Bediüzzaman'ın tesbitiyle, "meleği şeytan, şeytanı melek" gösteren çarpıtmalarla "fâsık (bozguncu) siyasetdaşını mütedeyyin (dindar) muhalifine su-i zan (kötüye yoran) bahanelerle tercih"le siyasî rakipleri "İslâmiyetten hâriçmiş" hatta "din aleyhtarıymış" gibi gösterilerek siyasî çıkarlar uğruna insafsızca insanların İslâm dışına itilmelerine sebebiyet verildi. (Münâzarât, 82-83)

Neticede "dünyevîleşen Müslümanlar" dini de dünyevîleştirdiler. Toplumu dünyevî menfaatlerinin zebunu haline getirerek mânen ve ahlâken felç ettiler. En ileri "İslâmcılar"ın hayıflanmasıyla, dinî değerleri siyasette suiistimalle siyasî İslâmcılarca İslâmcılık, masa (makam) ve kasaya (para) indirgendi!

Bu vahamette yıllar önce iktidara yakın yorumcuların yakınmasıyla, "Servet ve iktidar Müslümanları bozdu. Kaşığı belinde dolaşan birileri helâl - haram, rüşvet, torpil demediler. 'Müslümanım' diyenlerin serveti ve gücü, aklının ve imanının önüne geçince çok büyük bir savrulma yaşandı" diye yazıldı. (Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit, 26.9.19)