"Din üzerinden siyaset" tuzağı...

Uluslararası kuruluşların araştırmalarıyla, Meclis'le Emniyet'in raporlarıyla son yirmi üç yılda ilkokul sıralarına inen uyuşturucu belâsı, içki üretimiyle tüketimi, kolaylaştırılan kumar - sanal kumar, kötü madde bağımlılığı, çeşitlendirilen şans-talih, toto-loto oyunları karambola getiriliyor.

Sokak satıcıları derdest edilirken, ülkede cirit atan yerli-yabancı mafya-çete çatışması, tonlarca uyuşturucu kaçakçısı baronları gözardı ediliyor. Türkiye'nin âdeta bir "narko ülke" haline getirilmesi karartılıyor.

Özellikle Saray iktidarına methiyeler dizen devlet kanallarıyla "yandaş medya"da, TMSF'ce gasbedilip satılarak "yandaşlaştırılan kanallar"da müstehcenliği, sefâheti telkin, okul cinâyetleriyle açığa çıkan şiddet yaygınlaştırıyor. Devlet eliyle oynatılan her türlü gayr-ı meşrulukla âileyi tahkirle nikâhsızlığı özendiren "kadın programları"nda, dizi dizi dizilerde cemiyeti zehirleyen dizboyu ahlâksızlıklar enjekte ediliyor.

"DÜNYEVÎLEŞTİRME"YLE DİNDEN SOĞUTMA!

AKP iktidarında, "tek kişilik ucûbe yönetim"de dinî değerlerin aşınmasıyla, toplum ciddi ahlâkî erozya uğramış. İktidar cânibinden insaflı isimlerin hayıflanmasıyla "Erdem, ahlâkî değerler kaybolmuş; kötülük, ahlâksızlık sıradanlaşmış. Savurdukları yalanlar yüzünden yozlaşmaya, dinin siyasette kullanılmasına tepkiyle insanlar dinden uzaklaşıyor; başörtüsünü, namazı terk ediyor!.."

İnsanların dünyevîleştirilip menfaat zebunu edilmesiyle yolsuzluğun, hırsızlığın, rüşvetin, millet malını partizanca yandaşlara peşkeşin, ihaleye fesad karıştırmanın, talanın, kayırmanın katlanmasıyla toplum felç edilmiş, kamu kurumları çürütülmüş. Ne var ki Meclis'te topyekûn çöküşe dair muhalefetin verdiği bütün araştırma önergeleri AKP-MHP oylarıyla peşinen reddediliyor.

Vahim olan, ülkenin gerçek gündeminin konuşulmaması tezgâhının kurulması. "İktidar cephesi"nce muhalefete "din karşıtlığı" isnatlı provokatif kampanyalarla, kimlik siyasetli "düşman" icâdıyla toplumun kutuplaştırılması. Dinî hassasiyetleri kaşımakla Müslüman halk arasında sanki "din kavgası" varmış gibi siyasî rakiplerle "dindar - lâik", "muhâfazakâr - seküler" çatışması fitnesinin tetiklenmesi.

Diyanet İşleri eski Başkanlarının ikrarıyla "Toplayıcı olan dinle ayrıştırıcı olan siyasetin iç içe kılınması. Dindarlığın, ahlâkın gösterişin egemenliğinde zayıflatılması..."

Siyasî konuşmalarla cami avlularını partisinin miting alanına çeviren partili Cumhurbaşkanı'nın, muhalefeti yuhalayanlara "Yuh yetmez, seçime kadar partiye çalışacaksınız, onları siyasî mevta haline getireceksiniz!" tâlimatı bunun göstergesi.

İKTİDARI "DİN EKSENİNDE ELEŞTİRİ" OYUNU

Ancak en vahimi, "iktidar cephesi"nin "rey-i vahid-i istibdadı (tek kişilik otoriter rejimi)" dini istismarla kalıcılaştırma komplosuna karşı, ideolojik saplantılardan, "laikçi Kemalist" resmî ideoloji kalıplarından kurtulamayan bir kısım medyanın, bazı siyasetçilerin, iktidarın "din ekseninde siyaset" tezgâhına gelmekle iktidardakilerin ekmeğine yağ sürmeleri.