Avrupa'da birinci, dünyada dördüncü ağır enflasyonun "tâlimatlı TÜİK rakamları"yla teyid edildiği faiz ve borç kıskacındaki ekonomik çöküşün devam ettiği, daha başta söz verilen "3 y" denilen "yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluklarla mücadele"de başarısız kalındığı vetirede milletten desteği kaybeden siyasî iktidar yeni siyasî hamleler peşinde.
İktidarı eleştiren bir tweeti atanların derdest edildiği baskıda bütün kamuoyu araştırmalarında, verdiği cevaplarla derdest edilme, malî - ticarî cezalara uğrama çekingenliklerine, iş bulamama, işinden olma, mülâkatlarda elenme korkularına rağmen telefonda ya da yüz yüze bütün anketlerde iktidar partisinin oylarının erimesine karşı yeni komplolar kuruluyor.
Zira muhalefetten seçilmiş 80'den fazla seçilmiş belediye başkanının "tepeden tehditler"le, "hizmet yaptırmama", "tutuklanıp hapse atılma", itibarsızlaştırma şantajlarıyla iktidar partisine transfer edildiği, bizzat Cumhurbaşkanı'nca üç parti değiştirmiş vekillere "övünerek" partisinin rozetlerinin takıldığı ve hâlen 13 belediye başkanının hapiste tutulup vatandaşların iradesini hiçe sayan "kayyım atamaları"nın dayatıldığı kırılganlıkta olup bitenler vicdanları yaralıyor.
ARPIKLIKLARA, İŞGÜZÂRLIKLARA KARŞI
Özellikle yüzlerce sanıklı, kes-yapıştırla kabarıklaştırılan binlerce sayfalık iddianameli, haftada üç gün diyalize girmesi gereken ağır hastaların göz göre -ceza alsalar bile- yatarından fazla cezaevinde tutulup cezaların yağdırıldığı vartada vartada Silivri davalarının hukukî olmayıp siyasî olduğu gün geçtikçe açığa çıkıyor.
"Etkin pişmanlık"tan yararlandırılan "itirafçılar"ın iftiralarından peşpeşe çarklarıyla halkın kahir ekseriyetinde itibar görmemesiyle toplumda desteğini kaybeden "otoriter rejim" daha da otoriterleşiyor.
Saray iktidarının bir dönem daha koltukta kalması hesâbıyla karşısında kaybedeceği siyasî rakiplerini tasfiye maksatlı -Türkiye'ye mâliyeti 100 milyar doları geçen- yargı üzerinden "19 Mart (2025) yargı 'siyasî operasyonları"ndan, muhalefeti parçalayıp tasfiyeyi amaçlayan canhıraş "21 Mayıs 'butan müdahalesi"nden "beklenen sonuçlar"ın alınamaması üzerine "iktidar cephesi"nce yeni kriz ve kaos senaryoları sahneleniyor.
Kamuoyundaki yaygın kanaatin aksine partili Cumhurbaşkanı'nın her konuşmasında dakikalarca "bu işin içinde yokuz, bizimle ilgisi yok" çıkışları bundan.
Bu yüzden, Cumhurbaşkanı her fırsatta Anayasa değişikliklerinden dem vuruyor. Saray'dan danışmanları, "Türkiye'nin bir dönem daha Cumhurbaşkanı'a ihtiyacının olduğu, bir kez daha aday olması için yeni anayasaya veya anayasa değişikliği yerine "istisnaî adaylık" denilerek 7 Mayıs 2028'de yapılması gereken seçimlerin birkaç hafta öne alınarak Nisan'da yapılması çarpıklığını ortaya atıyorlar.

15