NATO zirvesi öncesinde "itibardan tasarruf olmaz" zihniyetiyle itibarın boya ve badanada aranması çarpıklığı sergileniyor.
Halbuki Trump'la NATO liderlerinin belki birkaç saniye görecekleri "çirkin" manzaraların önüne brandalar çekilirken, esas utanç verici olan demokrasi, hukuk, temel hak ve hürriyetler, basın ve ifade özgürlüğü yoksunluğu itibarsızlığı ortada duruyor.
Zira en büyük "utanç", seçilmiş belediye başkanlarının baskınlarla tutuklanmaları gibi, sırf "küresel işgalcilerin NATO'yu emperyal emelleri"nde kullanmasını kınayan iki yüze varan akademisyen, gazeteci, avukat, çevre gönüllüsüyle sivil toplumcunun "terörist" / "terör örgütü üyesi" olarak derdest edilmesi.
İktidarın güdümünde tepe tepe kullandığı "devlet kanalları"yla "yandaş" ve el konularak "yandaşlaştırılmış medya" dışında, iktidardakileri yeterince övmeyen, yanlışlarını eleştiren medyaya akreditasyon uygulanması.
TRUMP'A TEPKİ ENGELLENMEK İSTENİYOR
Bilindiği gibi NATO ya da G-7 benzeri küresel toplantılar yapıldığı üye ülkelerde protesto edilir. Hatta yerel yönetimlerce gösteriler için alanlar tahsis edilir; ve bu durum "ifade ve basın özgürlüğü"nün bir göstergesi olarak sunulur.
Bu açıdan daha ortada tek bir protesto bile yokken "NATO karşıtlığı" bahanesiyle yoğun gözaltı ve tutuklamaların yapılması, NATO'dan "otoriter rejim"de Trump'a muhtemel tepkilerin önü alınmak isteniyor.
Görünen o ki "NATO yasakları", "Erdoğan hârika bir adam, seçim hilelerini çok iyi bilir, her dediğimizi yapıyor" övgüsünde bulunan Trump için konuluyor. Özellikle "dostu Erdoğan'ın ısrarlı ricâları"yla Türkiye'ye "Kaan jetleri motorunun satışı müjdesi"yle gelecek "Trump protestoları" engelleniyor.
Belli ki soykırımcı Netanyahu'yu Kudüs'ü başkent ilâna, Suriye'ye ait Golan Tepelerini işgale, Şam'ı kuşatıp defalarca bombalamaya, Lübnan'da yüzlerce sivili katle cüretlendiren; İsrail'i her türlü silah-mühimmat sevkiyle yüz bini aşkın çocuğu, kadını, yaşlıyı, sivili öldürdüğü Gazze soykırımı destekçisi, Amerikan savaş uçaklarını İran'a saldırtıp 180 kız çocuğu katlettiren Trump'a halkın öfke ve infialinin üstü örtülüyor.
Bu yüzden eski Başbakan Davutoğlu'nun tesbitiyle, "yargının toplum üzerinde sindirme aracı haline getirilmesiyle, terör tehdidi' bahanesiyle bazı İslâmî sitelere yayın durdurma pervasız cezaları veriliyor. Pahalılığa itiraz etmek, sistemi beğenmemek gibi "terör suçu" sayılıyor.
TRUMP'I DEĞİL, AB'Yİ MEMNUN ETMELİ...
Bundandır ki Avrupa Parlamentosu'nun son "Türkiye raporu"nda, Türkiye'nin AB taahhüdünün omurgasını oluşturan "Kopenhag Kriterleri'ndeki gerilemeler" nazara veriliyor

28