"Demek ucu bir yerlere dokunuyor!"

Milyonlarca vatandaşın mağdur edildiği 188 TIR dolusu 400 milyar liranın soyulduğu, "yüzyılın soygunu"nda sayıları 401'i bulduğu bildirilen "şüpheliler"in, tutuklandığı söylenen 86, adlî kontroldeki 163, firari 35 "foncu"nun kimler olduğu; işlemlerinin ne zaman, nerede, nasıl yapıldığı bilinmiyor.

Aralarında eski Merkez Bankası ve BDDK Başkan Yardımcısının bulunduğu 15 kişinin fon manipülasyonunda "haksız kazançlarını iâde ettikleri" açıklanırken, SPK Başkanı'nın istifasının/görevden alınmasının, damadı tutuklanan Bakan Yardımcısı'nın apar topar emekliliğini istemesinin arka plânı hâlâ meçhul.

Ve iktidara mensup belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı'nın "tâlimatı"yla "görevden aflarını istemek"le yargıdan kaçırılıp "kurtarılmaları" benzeri "fon soruşturması"nda bürokratların görevden alınmaları, "şebekenin siyasî ayağı"nın milletten saklandığı her haliyle sırıtıyor.

"ŞEBEKENİN SİYASÎ AYAĞI"NIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR

Bu açıdan, "yandaş medya yorumcuları"nın, "fon vurgununda yeise kapıldıkları", "'yasa'nın çıkmasıyla 'soygun'un zamana yaydırılarak üstünün kapatılacağı" ikrarlı tereddütleri çarpıcı.

Bu konuda DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan'ın, "Vurguncuları koruyan, iktidara yakın vakıflarla doğrudan ya da dolaylı çıkar sağlayanlarla siyasî bağlantıların araştırılması, siyasî ilişkilerinin incelenmesi uyarısı kayda değer. (Fatih Altaylı programı, YouTube, 26.9.2026)

Görünen o ki "ucu nereye varırsa varsın!" diyenler, "vurgunun ucu" kendilerine dokununca çark ediyor. Muhalefet belediye başkanlarının operasyonlarla derdest edilip yerlerine "yandaş kayyımlar" atanırken, "soygun şebekesi"nde suçüstü yakalananların yurtdışına, başka yerlere milyarları transferlerinden artakalan "haksız kazançları"ndan bir kısmını uydurdukları "tevbe hesâbı"na aktarmalarıyla vahametin üstü kapatılıyor.

Bu yüzden birkaç kişinin "kurban" seçilip "soygunun ucu dokunacaklar"ın korunması, siyasî bağlantılara göre kayrılmaları çarpıklığı iktidara yakın mahfillerde de derin endişeyle karşılanıyor.

Bundandır ki iktidardakilerin Meclis araştırmasını reddine tepki gösteren Babacan, "soygun kimden, neden saklanıyor" diye soruyor. "Türkiye, birilerinin haksız kazançlarını kollamasına kurban edilemez" hayıflanmasıyla "'Vurgun listesi' önündeymiş, yayınlasın; soygun tüm yönleriyle ortaya çıkarılsın, 'ucu kime dokunursa dokunsun!' Yayınlamıyorsa demek ki ucu birilerine dokunuyor!" sözleriyle vakıayı ifşa ediyor. (gazeteler, 18.10.2026)

"HAZİNENİN ETRAFINDA DELİK MELİK AIP HAVUZU BOŞ BIRAKTILAR"

Keza AKP'li Metin Külünk'ün "Fon skandalındakilerin tamamı kayıtlıdır; açıklanmazsa, sızıntıyla, 'teknolojik casusluk'la çalınan bilgileri Türkiye'ye karşı bir operasyona dönüştürecekler" yakınmasıyla, "Listeyi açıklayın, yoksa karanlıktaki süreçte ülkeye çöken karanlık unsurlar ülkeyi istikrarsızlaştırmada kullanabilir. Geciken her günün, Erdoğan'ı devirmek isteyenlerin önüne yeni fırsatlar açtığını görün!" tedirginliği bundan. (gazeteler, 19.10.2026)