Ankara ve Şam nereye "dönük"

VAZİYET

Malazgirt Zaferi'nin 954. yıldönümünde konuşan Cumhurbaşkanı'nın "Yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacak" cümlesi, emperyal ecnebilerin "Suriye tefrika projeleri"ni ve Saray iktidarının "Suriye politikası"nı yeniden gündeme getirdi. (gazeteler, 27.8.25)

Öncelikle ABD'nin eski Suriye büyükelçisi Robert Ford'un, "Colani olarak İngiliz istihbaratı ile CIA'den subayları, strateji uzman ekipleri, büyükelçiler ve istihbarat görevlileri tarafından yoğun bir eğitimden geçirip yönlendirdik" itirafını sözkonusu etti.

Zira küresel işgalcilerin türetip azdırarak bölgedeki "vekâlet savaşı"nda maşa olarak istimal ettikleri taşeron örgütlerin başında gelen El Kaide'den ve Irak IŞİD'inden kopma, El Nusra'dan kalma Heyet Tahrirü'ş-Şam'ın (HTŞ) lideri ve geçici Suriye yönetiminin başındaki Şara'nın "yönü" zaten ABD ve İsrail'e "dönük."

Bundandır ki Şara ve yönetimi, daha ilk günde İsrail'in Suriye'nin topyekûn silâh-savunma envanterini savaş uçaklarıyla ifna etmesine, Suriye'ye ait Golan Tepelerini işgaline, günaşırı Suriye'yi vurmasına, Şam'a 7 kilometre yaklaşıp Başkanlık Sarayını ve Savunma Bakanlığını - Genelkurmayı bombalamasına, en son ülkenin güney batısında askerî tesislere bombalar yağdırmasına suskun kalıp kuru kınamalarla geçiştirdi, geçiştiriyor...

Yine bundandır ki Şara'nın, İsrail'in İran'a saldırısıyla ateşlediği "on iki gün savaşı"nda Suriye hava sahasını İsrail savaş uçaklarına açmasına, her fırsatta "İsrail'le dostuz, asıl düşmanımız İran ve Hizbullah" çıkışlarına karşı Trump'un "genç, yakışıklı, savaşçı" övgüsünü alıp "hadi göreyim seni!" tahrikiyle BOP kapsamında ülkesinin parçalanması fitnesine teşne hali mevzubahis oluyor.

Keza Trump'un İsrail'in en az yüz bin Filistinliyi katlettiği soykırımda yıkıp yakarak yerle bir ettiği "Gazze'yi eğlence-kumar merkezi" yapmasına ciddi bir tepki göstermeyen Ankara'dakilerin "yönü" de ortada. ABD ile işgal ortaklarının, hegemonyaları ve çıkarları hesâbına 100 bini aşkın militanını on binlerce TIR dolusu silâh ve mühimmatla silahlandırıp eğitip donattığı bölgedeki "en yakın işbirlikçileri PYD/YPG örgütünün ise "yönü" zaten belli.

Bu yüzden Cumhurbaşkanı'nın "kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar eninde sonunda kaybedecek" ifadesinin anlamı tartışılıyor...

İKRAR

"Federasyonumsu" tefrika!

Aslında Ankara'ya gelir gelmez her fırsatta "Suriye'de federasyon olmayacağını, ABD'nin Suriye'nin bölünmesine karşı olduğunu" söyleyip, "ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasî birliği" teminatını veren Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack'ın son süreçte "federasyon değil, ama onun biraz altında bir yapı" önerisiyle çarkı "maksadı" açığa çıkarıyor. (gazeteler, 25.8.25)

Siyasal bilimcilerin garip karşıladıkları bu çarpıklığı "federasyonumsu" ya da "federasyonvari" olarak tanımladıkları "model"le ABD ile istila müttefiklerinin Irak, Lübnan, Libya, Sudan, Somali'den sonra Suriye'nin de bölünmesi "tefrika projeleri" açığa çıkıyor.

Özetle, ortalıkta âdeta bir "sömürge valisi" gibi dolaşıp "buyruk" davranan Lübnan asıllı Evangelist Amerikan Büyükelçisi, mesajıyla ağzındaki baklayı çıkarıyor. İsrail'in karşısında güçlü ve istikrarlı bir ülke bırakmama kastıyla Ortadoğu'nun jeopolitik ve stratejik olarak etnik ve mezhebî ayırımlarla parçalanması projelendiriliyor.

Buna göre "federasyonumsu model"le Suriye'nin kuzeyinde ülkenin en verimli topraklarının yüzde 30'unda petrol-doğalgaz kaynaklarının yüzde 80'ini işgal eden PYD/YPG'ye kontrolündeki kantonlar üzerinde "ikinci İsrail" işlevi gördürülecek "Kürdistan," Şam ve çevresinde HTŞ'ye "Sünnistan", ülkenin güneyinde İsrail'in güdümünde "Dürzistan", batısında Lazkiye - Tartus hattında "Alevistan-Nusayristan" uydu devletçiklere alan oluşturulması senaryosu sahneleniyor.

Amerikan Büyükelçisinin ikrarıyla...

TESBİT

Açık "Suriye şantajları..."

Her ne kadar "Şam - Ankara ekseni"nden dem vurulurken, ABD ve İsrail'in Suriye üzerinden bölgeye dayattığı "Ortadoğu tefrika plânı"nın tehdit ve şantajları artık gizlenmiyor.