Aslında Birleşmiş Milletler'in, Avrupa Birliği'ne "soykırım ve vahşetle belgelenmiş ağır insan hakları suçlarından İsrail'e silâh transferiyle tercihli ticareti âcilen askıya alma" çağrıları vakıayı ortaya koyuyor.
BM Güvenlik Konseyi, İsrail'in İran'la ateşkesin akabinde Lübnan'a hava saldırılarıyla "uluslararası hukuku" ihlâlle sivillere saldırıları, altyapıyı bombalamayı derhal durdurması, askerlerini çekip Filistinlilerin güvenle evlerine dönmesi" uyarılarını tekrarlıyor. (gazeteler, 15-22.4.26)
Uluslararası Af Örgütü, "ABD'nin İsrail'le suç ortaklığına son vermesi", Uluslararası Adalet Divanı "İsrail'le anlaşmaların askıya alınması" kararlarını bildiriyor. "Soykırımcıyla ticaretin ahlâkî sınav olduğu" belirtiliyor. AB Dışişleri sözcüsü, "Trump'ın 'barış plânı'yla İsrail'in işgali"ni reddediyor, BM kararlarına uymaya çağırıyor.
Ne var ki uluslararası kuruluşların "İsrail'in insanlığa karşı savaş suçları işlediği" ikazlarına rağmen "otoriter rejim"de AKP iktidarı hâlâ ayak sürüyor. "İşgalciyle ticarete mecburmuş" propagandasını pompalıyor.
KIRILGANLIK SÜRÜYOR
Halbuki Türkiye, siyasî tarihinde İsrail'in işgal ve zulmüne ciddî kararlarla tutum aldı. Bilhassa Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi iktidarlarında beynelmilel mahfillerde Filistin davasında önemli caydırıcı kararlarla etkili yaptırımlarda bulunuldu.
Filistin'i işgaline, Doğu Kudüs'le Mescid-i Aksa'daki şirretliğine karşı 1955'te merhum Menderes'in Başvekil olduğu DP hükûmeti, ilk resmî tepkiyle "İsrail'in 1947'deki sınırlara çekilmesi"ni iletti. 1956'da Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirmesiyle, İngiltere ve Fransa'nın kanal bölgesiyle Sina Yarımadasını işgaliyle İsrail'in Mısır'a saldırısı üzerine Ankara, Telaviv'deki temsilcisini geri çekip İsrail temsilcisini gönderdi.
Keza AP hükûmetinde Türkiye, 1967'deki "altı gün savaşı"nda İsrail'e karşı Filistin'in yanında resmen yer aldı. Başbakan merhum Demirel, İsrail'e arka çıkan ABD'nin İncirlik Üssü'nü kullanmasına "Müslüman kardeşlerimize karşı ülkemdeki üsleri kullandırtmam!" restini çekti.
BM Genel Kurulunda "İsrail'i Kudüs'ün statüsünü değiştiren hukuksuzlukların geçersizliği", Güvenlik Konseyi'nin "İsrail'in işgalindeki topraklardan çekilmesi" kararlarının kabulünde Türkiye önayak oldu. Ayrıca 1969'da Mescid-i Aksa'nın kundaklanmasına, Dışişleri Bakanı merhum ağlayangil'in İslâm ülkeleriyle yoğun diplomasiyle Türkiye İsrail'e tavır alan grubun başında yer aldı.
"AHLÂKÎ SINAVI" KAYBEDİYOR
Yine 1975'te Demirel'in Başbakanlığında koalisyonda, BM'de "Siyonizmin ırkçılıkla eşdeğer olduğu" tasarısında başı çeken Türkiye, "Filistin Kurtuluş Örgütü'nü Filistin halkının temsilcisi tanıdığını" ilân etti.

2