Ey İnsan kâinat sensin

Lafazanlar kafamızı karıştırıyorlar. Gelin size dilim döndüğünce "sizi" anlatayım, sizin gizli potansiyelinden bahsedeyim...

Mevzuya tasavvufun, yani hakikatin kalbinin Vahdeti Vücud kavramıyla (bir ihtimal bilerek) karıştırılan ve şu sıra pek moda olan "Tabiat Tanrı" meselesini çözerek girelim.

Spinoza'nın Panteizmi "Her şey Tanrı'dır" diyerek Tanrı ile evreni bir tutarken, Vahdeti Vücud "Varlıkta sadece Allah vardır, geri kalan her şey O'nun bir yansımasıdır" der.

Ayrım nettir: Muhiddin İbn Arabî'ye göre Allah mutlak ve sınırsızdır. Evren ise O'na bağlı, geçici ve izâfi (göreli) bir varlıktır. Yani eşya, varlığını tamamen Allah'ın varlığına borçludur.

Vücud, Varlık demektir. Vahdeti Vücud, Varlığın Birliği...

Kendisinden 500 yıl sonra gelen Spinoza gibi filozofları (pozitivist rüzgâr yüzünden kısmen) etkilemiştir. Gazâlî gibialimler de bu metafiziğin tohumlarını (Varlıkta Allah'tan başkası yoktur fikriyle) çok önceden atmıştır.

***

İbn Arabî'ye göre:

Evrenin yaratılma sebebi teknik bir mecburiyet değil, duygusal bir tercihtir.

"Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim" ilahi kelâmından yola çıkarak, Allah'ın kendi güzelliğini ve isimlerini bir aynada görmek istemesi sonucu âlem yaratılmıştır.

Ayna Olarak İnsan: İnsan, Allah'ın bütün isim ve sıfatlarını üzerinde taşıyabilen en mükemmel aynadır. Bu aynanın en berrak hali ise İnsanıkâmildir (Olgun, tamamlanmış İnsan). O hem âlemin ruhu hem de ilahi hakikatlerin yansıdığı merkezdir...

Panteizmde, Tanrı ile doğa birbirine mahkûmdur. Doğa yoksa Tanrı da yoktur. Vahdeti Vücud'da Allah "Samed"dir. Yani hiçbir şeye muhtaç değildir. Evren olmasa da Allah vardır ve ebediyen var olacaktır. Evren, bir aynadaki görüntü gibidir. Ayna kırılsa da görüntü sahibi (Allah) bâki kalır...

***

Varlık Mertebeleri farkı...

Panteizmde: Tek bir mertebe vardır; o da görünen maddedir. Maddi dünya ile Tanrı birdir.

Vahdeti Vücud'da: Varlık tabakaları vardır. En üstte "Mutlak Zât" (Allah'ın mahiyeti) bulunur ve biz orayı asla tam olarak kavrayamayız. Bizim gördüğümüz dünya, bu mutlak varlığın sadece en alt basamağıdır, gölgesidir...

Panteizmde: Bir "yaratma" eylemi yoktur, sadece "oluş" mevcuttur.

Vahdeti Vücud 'da bir yaratma (tecelli) vardır. Allah, "bilinmek istediği için" kendi isimlerini ve güzelliğini kâinat-evren aynasında göstermiştir. Yani ortada bilinçli bir tercih ve irade söz konusudur.

***

Hakikat nasıl görünür

İbn Arabî'nin düşünce dünyasında Ayna Metaforu ve İnsanıkâmil, Vahdeti Vücud sisteminin kilit taşlarıdır. Bu iki kavram, "Her şey O mudur, yoksa O'ndan mıdır" sorusuna verilmiş en estetik cevaptır.

Muhiddin Baba, Allah ile âlem (evren) arasındaki ilişkiyi anlamamız için "ayna" örneği verir. Bu benzetmeyi eğer mecaz severseniz şöyle hayâl edebiliriz: Mutlak Varlık (Allah): Aynanın karşısında duran Hakk'tır. Tektir, gerçektir ve varlığı kendindendir.

Âlem (Evren): Yaradanın karşısındaki aynadır. Ayna, aslında karanlık ve yokluktan ibarettir; ancak karşısındakinin görüntüsü ona düştüğünde bir anlam, bir mânâ kazanır.

Görüntü: Aynada gördüğümüz sûret ne aynanın kendisidir ne de aynanın karşısındakinin tam olarak kendisidir. Görüntü, O'na aittir ama O görüntüye hapsolmamıştır...

Buradaki ince nokta şudur: Eğer aynanın karşısındaki Allah tecellisini çekerse... Ayna (evren) tekrar karanlığa ve yokluğa gömülür. İşte bu yüzden Vahdeti Vücud'da "Varlıkta sadece O vardır," denir. Çünkü aynadaki görüntü, varlığını tamamen O asli kaynağa borçludur.