Cahide, bu koşu nereye - CEM SANCAR

Cem Sancar
14.12.2025
12

Yağmur birden başlayınca kaçtım, bir kafenin çardağına sığındım. Yanımdaki masada orta boylu, gümüş sakallı zarif bir zat vardı.


Yan yana masalara oturduk, kaçışan insanları seyrettik. İri damlalar taş zemine vurup havaya sıçrıyor sonra binlerce küçük damlaya bölünüyordu. Hayat gibi diye düşündüm, her şey bölünüp dağılıyor.


Saçlarını altın sarısına boyamış görkemli bir kadın sırılsıklam olmuş, ürkek bir şiir kılığında koşarak geçti. Bu yağmurda insanın foyası da akar mı diye düşündüm. Sonra bu düşünceyi örttüm. Çünkü fazla klişeydi...


Yağmur şakır da şakır hüzünlü bir senfoninin gizemli notalarıyla devam ediyordu...

***

Zarif adam, koynunda sakladığı bir kitabı açtı. Acaba hangi kitabı okuyordu Adamın sırtında ihramı andıran ve dizlerine inen bir yağmurluk, bacaklarında güzel bir potur vardı. Her haliyle ilginç bir adamdı.


Cahide Üçok


Sırt çantamdan bir dergi çektim aldım. Çantam baharlıktı hafif su almıştı. Kışlığa geçmem lazım diye düşündüm, sevdiğim kalemlerden birini aradım buldum, kıvırdığım sayfayı açtım, "Cahit Uçuk" başlığındaki yazıyı derkenar notları alarak okumaya başladım.


Laf aramızda Cahit Uçuk diye biri yoktu. Aslında onun adı Cahide Seher Üçok'tu. Babası Hüseyin Yalçın'a duyduğu hürmetten ev içinde kızına Cahit diye seslenmiş. O da almış, zamanın erkek egemen edebiyat dünyasına Cahit Uçuk olarak dalmıştı...

***

Cahide Hanım dört kez evlenmiş ama soyadı hiç değişmemiş. On beş roman, dokuz hikâye, beş piyes, yirmi çocuk romanı, on masal, bir destan, bir şiir ve üç anı kitabı yazmış, yazmalara doyamamış.


1909'da Selanik'te doğmuş, 2004'te İstanbul'da vefat etmiş. Babası Osmanlı meclisinde mebus, Cumhuriyet döneminde kaymakam. Cahide çocukluğunu Anadolu'da geçirmiş. Eğitim görmemiş ama özel dersler almış. Ziya Gökalp ile akraba olan babası kızındaki okuma istidadını görünce kitaplar getirtmiş. Cahide 12 yaşına geldiğinde Gorki, Tolstoy ve Victor Hugo'nun resimlerini yatak odasına asmış.


Daha sonra Antalya'ya taşınmışlar. Cahide orada Kız Meslek Lisesini bitirince terzi olmak istemiş. Annesi inatçı kızını bu tutkusundan caydırmak için Selanik'ten tanıdığı bir ahbabını yardıma çağırmış.


Bu kişi Mustafa Kemal'dir...


Gazi Paşa dostunu kırmaz Antalya'ya gider. Gök gözlü Cahide ile tanışır. Terziliğin o güzel gözlere zarar vereceğini söyler ve onuruna düzenlenen baloda hiç durmadan dans ederler. Cahide konuklara caz şarkıları söyler. Gün ışıyıncaya kadar Cahide ile Mustafa Kemal baş başa sohbettedirler.


Bu olay şehirde büyük dedikodulara sebep olur. Bu dedikodulara kızan Mustafa Kemal Antalya'yı öfkeyle terk eder...


Ailesi söylentilerin önünü kesmek için onu acilen bir avukatla evlendirir. Fakat ilk gece belli olur ki avukat eşcinseldir. Geceleri makyajlı gezmektedir. Fakat avukat boşanmaya yanaşmaz, aile bunun üstüne İstanbul'a kaçar ve Kızıltoprak'a yerleşir.

***

Cahide yazılarını karşılaştığı Nazım Hikmet'e gösterir. "Bir Masal ki Herkes Okumalı" yazısı 1935'te Cahit Uçuk adıyla Yarım Ay Dergisinde çıkar ve olay olur. Hikayeleri domestiktir. Aşk, annelik, aile, fakirlik, çevre duyarlılığı... Bu öykülerde kadınlar özgürlüğüne düşkün, şık, fedakâr, sadâkatli, hassas bir anne ve de eştir...


Anılarında, "adımın e'sini Sirkeci'de düşürdüm, uçuk biri oldum" demiş.