Afallama deyince aklınıza şu mahalle bu mahalle gelmesin. Toptan bir sosyolojiden bahsediyoruz. Kendini aydın ve ayrıcalıklı olarak gören her kesimden. Bizden, sizden, onlardan...
Aydınların kendilerine münevver ya da entelektüel demeleri bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren şey seçkinlerin davranış biçimi. Halkı 12 yaşında bir çocuk olarak görürsen, ona köşeli klişeler dikte edersen, sana "şaşkın" demelerine şaşırmamalısın.
Afallamayı örtmek için kullanılan perdeler var. Bunlar da aydının kendini sunuş biçiminde açığa çıkıyor. Ya Tanzimat Türkçesiyle boğucu bir hamâset ya da kabile gürültüsünde sıkış tepiş bir rabarba. İnsana, "Bu adam bu kadar anlaşılmaz konuşuyorsa, bunun yanında ben böceğim be!" dedirtecek bir zulüm.
Çoğu, burnundan kıl aldırmayan bir ulema topluluğu. Alıntı sarhoşları, akademik çuval yarışları... Kendi aralarında özel bir alfabe kullandıkları muhtemel, dinli-dinsiz bir ruhban. Bağırgan ve mütemadiyen suratı sirke satan.
***
Fakat meselenin en dibi "aydınlanma" olayına dayanmakta. Burjuvazi sanayi kapitalizmine yürürken kilise ve aristokrasiyle kapışmış, kendine alan açmış. Bizim muhafazakârların da hayran olduğu sanayi kapitalizmi için Batı'nın gerçek aydınları bugün şunu kabul ediyor: Dünyayı zehirledi! Yüzde 10 için yüzde 90'lık çoğunluğu ayırdı, ötekileştirdi...
Beyaz Adam'ın ideolojisi buydu.
Kaba pozitivizmdi. Kilise dinine karşı bilimi "yeni bir din", laboratuvarı da "tapınak" haline getirdiği, insan zihnini ve varoluşun sihrini hafife aldığı için tökezledi. Ve bu mekanik tantana, kuantum fiziği karşısında tam anlamıyla motoru yaktı...
Pozitivist kapitalizmin analizi Marks tarafından yapıldı. Marks Almanya'dan transfer, kabul edilmemiş bir İngiliz'di. Kankası Engels fabrikatör çocuğuydu. Meseleyi sadece "ekonomik determinizm" gözüyle gördüler. Onlara göre günün en ileri sistemi "kapitalizmdi," o iyice gelişince aydınlar işçi sınıfını itekleyerek sosyalizmi getirecekti. Diğer sosyalistler ve anarşist filozoflar buna karşı çıktılar ama maçı Marksçı boksörler kazandı. Aydınlar sosyalist idealleri Leninist diktatörlüğe tercüme ettiler. Baskıcı devlet kapitalizmi için hırslandılar.
İnsan ruhu, mânevî kültür onlara vız geldi. Sovyetlerde milyonlarca köylüyü açlıktan bitirdiler. Kendi adamlarının kafasına kurşun sıktılar, milleti toplama kamplarında çürüttüler.
Finalde pek fena kaybettiler...
***
Bu finali önceden sezen Avrupalı aydınlar "kültürü" öne çıkarttılar. Çıkarttılar da hangi kültürü Serbest ticaret, tekelci tröstlere dönüşünce kültürü de Hollywood yönetti. Kültür dedikleri zaten ticari bir gösteriydi.
Genç Osmanlılardan başlayarak bizimkiler de Kadızâde fasaryalarını (teleskopla rasathaneden meleklerin bacaklarını dikizliyorlar kafası) Batı'ya taşıyıp oradan "ecnebi" olup dönünce... Devlet-i Âliyye de olan bitenin aslını esasını göremeyince... Sonra İttihatçılık denen musallat...
Büyük dağılmanın depresyonundan bir Cumhuriyet doğdu... Millî direniş esnasında dile getirdiği dinî, yerli söylemleri yutan otoriter bir tek parti rejimiydi. Madem topraklar kaybedilmişti, o zaman 1300 yıllık geçmiş de terk edilmeliydi...
Kutsala gönderme yapan kelimeler tasfiye edildi, "öztürgeçli" bir hayat inşa edildi. Anadolu halkı mecalsiz, yama dikerken, şık ötesi balolarla muasır medeniyetlere erişildi. Biraz kıpırdayanlarsa "komünist" bahanesiyle kodeslerde eridi, kiminin başı taşla ezildi.
Dünya tamahkâr bir hanzoluğa boyanmış, zarafet ve merhamet taca çıkmıştı.

2