Türk taraflarda yabancı hukuk

Yargıtay, Türk taraflar bile olsa yurt dışındaki işçilere artık otomatik olarak Türk hukuku uygulamayacak - peki bu kararla kazanan gerçekten işçiler mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Yargıtay'ın yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine hangi hukukun uygulanacağına dair tutumunun değiştiğini anlatıyor: taraflar Türk olsa bile mutad işyeri hukuku ve sosyal güvenlik bağlantıları daha belirleyici hale geldi. Bu değişimin hukuki güvenlik ve işçi korumasını artıracağını savunuyor, ancak taraflar arasında hukuk seçimi yapılırsa da işçinin asgari koruma hakkı sağlanması gerekliliğinden söz ediyor; Yargıtay'ın bu yeni yaklaşımı gerçekten işçileri daha mı koruyacak, yoksa işverenlerin maliyetleri kontrol etmelerini mi kolaylaştıracak?

Yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine hangi hukukun uygulanacağı uzun zamandır tartışma konusu oluyor. Özellikle Türk firmalarının yurt dışına götürdüğü Türk işçilerin sözleşmeleri bu konuda birçok davanın konusu oluyor. Götürülen ülkedeki kurallar o iş ilişkisine uygulanırken, buradaki düzenlemelerle çatışma yaşayabiliyor veya mükerrer haklar doğurabiliyor. Bu nedenle Kanunumuz hukuk seçimine izin veriyor.

Yargıtay iş sözleşmesinin taraflarının Türk olduğu durumlarda iş yurt dışında yapılsa da yani yabancılık unsuru taşısa da Türk iş hukukunun uygulanacağına karar veriyordu. Fakat yakın tarihli bir kararında tarafların seçtikleri hukuk ile mutad işyeri hukukunun aynı olduğu bir örnekte, seçilen bu hukukun uygulanması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Karara göre; "MÖHUK'un 27/1. hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Rusya Hukuku'nun uygulanması gerekmektedir. Rusya Hukuku, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere aynı zamanda mutad işyeri hukukudur. Hal böyle olunca, gerekirse Rusya Hukuku'nda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle, ... bir karar verilmesi gerekmektedir." Bu şekilde uygulanacak kuralların önceden bilinmesi taraflara hukuki güvenlik sağladığı gibi, işverenler açısından maliyetleri belirlemeyi, işçiler açısındansa haklarını eksiksiz talep edebilmeyi sağlayacaktır.

Sıkı ilişkili hukuk

İş sözleşmesinin tarafları bir hukuk seçimi yapmamışlarsa, işçinin mutad işyeri hukuku uygulanacaktır. İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde ise iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbi olacaktır. İş çoğunlukla belirli bir ülkede yapılmakla birlikte işçi zaman zaman başka ülkelere işi yapmak üzere gidiyorsa, bu durum işin birden fazla ülkede yapılması sayılmayacak, yine mutad işyeri hukuku esas alınacaktır. Dolayısıyla işverenin esas işyerinin bulunduğu hukuka gidilmesi ancak işin niteliği gereği sürekli ülke değiştirildiği durumlarda söz konusu olacaktır.

Kanun hukuk seçimi yapılmamışsa mutad işyeri hukukunu baz alıyor fakat bir şartla iş ilişkisinin daha yakından bağlantılı olduğu bir hukuk olmaması şartıyla. İşte tam da bu noktada iki tarafın Türk olduğu durumlarda, mahkemelerimiz müdahale ediyordu ve doğrudan bizim hukuk kurallarımızın uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıyordu. Yargıtay yakın tarihli verdiği bir kararda, "Daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde ise sadece işçi ve işverenin Türk olması tek başına belirleyici kriter kabul edilemez" diyerek, daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde, işçinin çalışma döneminde Türkiye'de sosyal güvenlik sistemine tâbi olup olmamasına, sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ve ücretinin ödendiği yerin dikkate alınarak daha sıkı ilişkinin tespitini aramıştır. Bu da tarafların Türk olduğu durumlarda hakimlerin doğrudan Türk iş mevzuatını uygulamasına önemli bir sınırlama getirmiş oluyor.