Dünya büyüyor, ama insanlar için daha iyi bir hayat üretmiyor. Bugünkü yazımda Dünya Bankası'nın 2026 yılına ilişkin Küresel Ekonomik Beklentiler raporu ile Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) İstihdam ve Sosyal Görünüm Raporlarını birlikte ele almaya çalıştım. Kâğıt üzerinde işler fena görünmüyor. Küresel işsizlik oranı büyük bir sıçrama yapmıyor. Ekonomik büyüme tamamen durmamış. Hatta pandemi sonrası toparlanma, son 60 yılın en güçlülerinden biri olarak kayda geçmiş durumda. Ancak bu "olumlu" manzaranın ardına bakınca gerçek ortaya çıkıyor: Bu büyüme ne kapsayıcı ne de adil. Ve en önemlisi, istihdam üretme kapasitesi giderek zayıflıyor. ILO'ya göre bugün dünyada 2.1 milyar insan kayıt dışı çalışıyor. Yaklaşık 300 milyon kişi ise çalışmasına rağmen günde 3 doların altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Yani mesele sadece işsiz olmak değil; çalışıp yine de yoksul kalmak. Bu, modern çağın en büyük çelişkilerinden biri.
Yavaşlayan ekonomi
Dünya Bankası'nın raporu da benzer bir noktaya işaret ediyor: Küresel ekonomi 2026'da yavaşlayacak. Ticaret daralıyor, belirsizlik artıyor, yatırımlar zayıflıyor. En çarpıcı uyarı ise şu: Önümüzdeki on yılda gelişmekte olan ülkelerde 1.2 milyar genç çalışma çağına girecek. Mevcut büyüme modeli bu gençlere yetecek kadar iş üretemiyor. Bu sadece bir istihdam sorunu değil; bu bir toplumsal istikrar meselesi.
Kayıp kuşak mı, kayıp sistem mi
Bugün dünyada 260 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda ne de herhangi bir mesleki eğitim programında. Bu gençler, sistemin tamamen dışına itilmiş durumda. Ne gelecek planı yapabiliyorlar ne de topluma tutunabiliyorlar. Bunun siyasal, sosyal ve ekonomik bedelini hep birlikte ödüyoruz.
Üstelik sorun yalnızca yoksul ülkelerin meselesi değil. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme; özellikle gençler için ilk işe giriş kapılarını daha da daraltıyor. Yüksek öğrenim görmüş olmak artık bir avantaj değil, çoğu zaman bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Çünkü piyasada var olan işler ile eğitim sistemlerinin sunduğu beceriler arasında derin bir uyumsuzluk var.
Kadınlar büyümenin neresinde
Kadınlar açısından tablo daha da karanlık. ILO'ya göre kadınlar küresel istihdamın sadece yüzde 40'ını oluşturuyor. İşgücüne katılımda erkeklerden yüzde 24 daha gerideler. Ve bu fark kapanmıyor; aksine donmuş durumda. Yani ekonomik büyüme, kadınları sistemin içine çekmekte başarısız. Bu, sadece bir eşitsizlik meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir ekonomik kayıp.

19