Skorda geriydi oyunda değil!

Cem Dizdar
Bugün
15

Maç öncesi Victor Osimhen, Mario Lemina ile Wilfred Singo gibi önemli oyuncularından yoksun Galatasaray üzerine yapılan analizlere "tedirginlik" hakimdi. Lakin ilk devre boyunca sahadakilerden tedirgin görüneni, ev sahibi Sporting oldu. Yenilen gol dışında rakibe dişe dokunur bir şeyler yaptırtmayan Galatasaray "gol beklentisi" dahil tüm istatistiklerde açık ara öndeydi. Gösterdiler ki, oluşturdukları oyun alışkanlığını - buna oyun ezberi diyenler de var - oyuncu fark etmeksizin tıkır tıkır işletebiliyorlardı. Belki taç atışıyla buldukları gol "alışkanlık dışı" olarak kaydedilebilir, ancak "kaçan 3 net pozisyon" dahil diğer tüm denemeleri otomatikleştirilmiş süreçler olarak çeşitli maçlarda şahit olduğumuz türdendi.

İkinci devre temponun yükselmesine izin vermeyen bir düzenle çıktı Galatasaray. Oyunu kontrol etmeyi sürdürürken kaleci Rui Silva'nın orta sahadaki Gabriel Sara'nın ardına geçirdiği uzun topa müdahale edilemedi. Ardından önce penaltı ve Luis Suarez'le golü de bulduklarında yolunda giden her şey bir anda alt üst oldu.

Bahane üretmeden...

Üçüncü golün ardından tempoyu yükseltip maç başındaki ritmi yakalamaya çalıştılarsa da hem Galatasaray'ın fiziksel durumu hem Sporting'in "güvenlik ayarları"nı açmış olması gidişatın değişimini mümkün kılmadı. Şampiyonlar Ligi'nde kazanmak için maçın bir devresi ya da bir bölümünü üst düzey oynamak yetmiyor maalesef. Baştan sonra dengeli bir oyun inşa edip çözüm üretecek an ve bölümleri bu tutarlı, kararlı oyunun içine yedirmek esas oluyor. Denebilir ki, "İkinci golde penaltı ağır bir karardı!" Doğru da olabilir... Ancak penaltıya sebebiyet veren o sadelikteki bir hücuma engel olamamak da önemli bir savunma sorunu olarak not edilmeli. Elbette buna ilk Sporting golündeki durum da dahil. Önemli eksikleri olan Galatasaray yenildi belki ama oyun olarak skorun gösterdiği kadar rakibinin gerisinde değildi. Şimdi bundan sonrası için bahane üretmeden çözümlerin peşine düşülmeli...