Ülke futbolunda söz sahibi olanların "yüksek kabulü" ile göreve getirilen MHK'nın "karakola düşmesi"nin yarattığı şaşkınlık... Üzerine, ilk iki maçı kaybetmiş olmanın getirdiği tedirginlik... Arda Güler'e bağlı hücum girişimlerinde arayış içinde görünseler de iş icraya gelince fazlasıyla şaşkın ve düzensizdi Milli Takım. Ofansif alanda iş görecekler adeta yatıya kaldığı misafirlikte, yatağı yabancılayanlar gibi mevkilerini yadırgamış görünüyordu. O nedenle hücum edip, şut deneseler de verimlilikte düşük kaldılar. Tersine yenilen ilk gol, bileşik hataların zincirin halkaları gibi birbirini takip etmesi sonucu geldi. İkinci devreye topu ayağa aldığı gibi daha olumlu kullanarak başladı Milliler. Arda'nın yön verdiği hücumlarda üst üste tehlike yarattılarsa da sanki "Diğer işleri yaparız ama gol atamayız" der gibiydiler. Derken ilk devrede olduğu gibi önce 50'lerin başındaki ilk hücumda direğe takılıp, ardından bizim açımızdan işler iyi giderken 59'da yine Kevin De Bruyne şutuyla ikiyi buldular.
Sonuç almakta zorlandılar
Milliler, zaman zaman reaksiyon verdiyse de sonuç almakta zorlanacakları her hallerinden belliydi. Ülkede kale, stoper, orta saha gibi mevkiilerde yığılma varken, sağ bek ve santrfor gibi mevkilerde ya bir ya hiç oyuncu oluşu Uluslar Ligi A Kategorisi için kabul edilebilir eksikler değildir. Nihayetinde öyle de oldu. Ülke Vincenzo Montella'nın gitmesi konusunda mutabakata varmış görünüyor. Lakin keşke sorunun çözümü bu denli basit olsa! Bireyseli tartışmaktan, yapısal sorunların çözümüne değil vakit ayırmak göz ucuyla dahi baklamayanların ülkesinde daha çok insana yol verilecek! Baksanıza, kazanırken "Bizim Çocuklar" diye gerim gerim gerinenler, kaybedilince çocuklarını cami avlusuna bırakıyor haniyse!Hazırlanın, eski defterlerin sahipleri yeni bir sayfa açmaktan bahsedecek pek yakında.

17