"Şampiyonlar Ligi dönüşünde lig zordur" gibi bir klişenin işlediği bir ülkede, "Şampiyonlar Ligi'nde ne yapıldı ki burada zorlanıyorsunuz" türü bir soru da elbette anlamlı bulunmuyor.
İlk devre, Gençlerbirliği'nin top ile oynattığı Galatasaray'ın dişe dokunur bir hücum organizasyonu yoktu. Ancak yüksek ihtimalli iki, orta ihtimalli bir gol pozisyonu bulan da ev sahibi takımdı!
Öteden beri istatistik veriler içindeki "Gol Beklentisi" satırını anlamamışımdır. "Büyük Şans"ta 2'ye 1 Gençlerbirliği, "Şut"ta 10'a 8 Gençlerbirliği, "Korner"de 6'ya 3 Gençlerbirliği öndeyken "Kaleci Kurtarışı"nda 3'e 2 Galatasaray üstünlüğü vardı. Bunlara rağmen "Gol Beklentisi"nde 1,27'ye 0,65'le Galatasaray nasıl üstün olabiliyordu Bu işi benim "organik zekâm" çözmedi!
Üstüne üstlük 61. dakikada Okan Buruk, sonuca etki edemeyeceklerine ikna olduğu üç ofansif oyuncusunu yenilediği hâlde, o anda bile "Gol Beklentisi"nde Galatasaray öndeydi!..
Biri atacaktı
İkinci devre Gençlerbirliği ilkine göre daha derli toplu görünürken oyun iyiden iyiye "git gel"e döndü. Biri atacaktı ama hangisi Takım davranışı olarak Gençlerbirliği daha yakınken oyuncu kalitesi, marifet ve borçlanarak kadro derinliği yaratma avantajı Galatasaray'daydı. Maç biterken buna yakın bir şey oldu!..

20