İki takımı tanımayıp ilk devreyi izleyenler açısından hangisinin ligin dibinde, hangisinin liderlik yolunda olduğunu anlamak o denli kolay olmazdı. Sahadaki görüntü, bilinçsizce koşup duran futbolculardan öte değildi çünkü. Bizim diyarın sevdiği aksiyon ifadelerinden birini kullanırsak, neredeyse 'şut dahi atılmadı' bu devrede! İki kritik kaleci kurtarışı, Fenerbahçe'nin iki stoperinin sakatlanarak çıkması, bolca hakeme itiraz devreden akılda kalanlardı. Bir de sona doğru git gele dönen maçtaki bir iki pozisyonda ufak çaplı heyecan, o kadar! Beklenti ikinci devrede 'daha büyük şeyler olacağı'ydı... Bizde santrfor sadece 'gol atıcı' olarak tanımlanır ancak oysa o pozisyon bir takım için esasen daha fazlasıdır. Kasımpaşa kendi ceza sahasına iyice gömülünce Fenerbahçe'nin 'klasik santrfor' pozisyonu oynayabilen birinin konforundan yararlanamadığı da görünür hale geldi. Top alamadıkça sağa sola veryansın eden Talisca ne 'klasik santrfor' ne de kendi yerindeydi. Bu 'hibrit pozisyon'un alanda yarattığı sıkışıklık nedeniyle Asensio'nun verimliliği de sekteye uğradı.
Haberin Devamı ›Tam bitti derken...
Haberin Devamı ›İkinci devrede ilki gibi akıp gidiyordu. Ne bir 'büyük şans' ne onun öncesi! Yapamıyordu ama varsa yoksa orta deniyordu Fenerbahçe. Açamadılar o kilidi ve hiçbir şey demeyelim ama futbol adına çok çok, çok az şey olan maç öylece bitecekti ki, Nene nihayet orta yapmak yerine pas attı. Alan da sıkışıp kalmış Asensio da yerini bulmuştu ve Fenerbahçe uzatmada golü attı. Fakat tam bitti derken... Onca dakika değil öne çıkmak orta saha çizgisini görmeyen Kasımpaşa'da kaleci Gianniotis'in orta sahaya gelip uzun vurmasına izin veren Fenerbahçe'de tüm takım aynı anda uyuyunca olanlar oldu! Berabere... Devre arası transfer politikası nedeniyle 'takım mühendisliği' başlığını unutmuş olanlar şimdi Tedesco'ya yönelecektir kuşkusuz! Beri yandan biraz romantik epey dramatik son dakikaların ardından da sanırım artık 'Konya'da olanlar Konya'da kalacak'tır.

30