Elbette Dünya Kupası için herşeyi anlatmaya yetmeyecek bir maçtı. Lakin herşeyi anlamamıza yardım etmeyecekse de yapılabilecek çoğu şeyi anlatır nitelikteydi. Başlangıçta Makedonlar topla daha çok oynarken taç atışının devamında adeta çizili bir basketbol setini icra edercesine gelen Orkun Kökçü golü izledi birlikte. Derken ardından 20 yaşındaki Can Uzun'un alt 90'a vuruşu... Pozisyon vermedi, tehlike yaşamadı değil bizimkiler ancak güvenli, sakin ve mücadele arzusundaki yüksekliği elden bırakmadı. İkinci devreye üç değişiklikle başlamış olsalar da oyunlarında kopuş ya da dağılma söz konusu olmadan Can Uzun'un uzun erimli pasında bir gol daha buldular Deniz Gül ile... O golün diğer özelliği ise Deniz'in hemen arkasında gol vuruşunu yedekleyen ismin, memleketin öfke paratonerlerinden Samet Akaydın'ın oluşuydu.
Yapılması gerekeni bilmek!
Sahada milli takımın ''ofansif güç'' üçlüsü Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve girene kadar Arda Güler yoktu ama ne yapılması gerektiğini bilen ve onları yapmanın yollarını da bulan futbolcular vardı. Derken 6 oyuncu daha değişti ancak oyun ve düzen yenilenmiş olsa da yapılması gerekenler konusundaki ezber aynen devam etti. Milliler bir kulüp takımı olgunluğunda ilerlerken birinci gole benzeyen işleyişte bir gol de İrfan Can Kahveci'nin asistinde Barış Alper Yılmaz'dan geldi. Dünya Kupası için fotoğraf hayli iyi olumlu göründüyse de unutmamak gerekir ki, turnuvadaki resmi rakiplerimiz de en az bizim milliler kadar işleri ciddiyetle ele alıyordur. Elbette alınacak daha çok yol var ancak Vincenzo Montella idaresindeki milliler adımlarını emin ve güvenli atıyor görünüyor. Dileğim, bu takımın futbol anlayışının kulüp takımlarına da sirayet etmesi... Umarım Dünya Kupası performansı bu ilhamı takımlara ve tüm ülkeye verir...

44