28 Şubat'tan bu yana hep birlikte savaş izliyoruz. "Kim neden ve nasıl vurdu, öbürü nasıl karşılık verdi, güç dengeleri nasıl değişiyor, görünürdeki amaç ve nihai hedef ne.." Bu ve benzeri sorular günlerdir, gece-gündüz tartışılır hâlde. Onlar çatışırken, dünyada açlık, susuzluk, yersizlik aldı başını gitti. Gazze'de 2,5 yıldır binlerce çocuğu katleden, binlerce aileyi yerinden eden, sefalete sürükleyen İsrail, felaket meydanının yüz ölçümünü kendi emelleri için genişletirken, çatışmalar dışında da günde 10 binlerce, yılda 100 milyon kişi açlıktan ölmeye devam ediyor. Siyasilerin söylediği gibi, her şey insanlığın refahı için olsaydı, ne olurdu gerçekten
Biliyor musunuz, bu savaş için ilk 2 günde yaklaşık 2 milyar dolar harcanmış. 28 Şubat'tan bu yana, yani 2 haftadır harcanan para 30 milyar doları bulmuş durumda.
Pentagon verilerine göre ABD, şu ana kadar asker sevkiyatından gemilerin bölgeye yönlendirilmesine, uçaklardan personele ve tabii ki sürekli attığı füzelere yaklaşık 20 milyar dolar harcamış durumda. Atılan her füze 2 milyon dolar... İsrail tarafı da 6 milyar dolar civarında para harcamış durumda.
İran ise yüz milyonlarca doları ateşe atmış durumda...
Özetle sadece bu savaşın şu ana kadar sadece 'ateş' maliyetinin 25-30 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. Tabii bu rakama Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından sonra artan petrol, gıda ve diğer ham madde fiyatlarının ekonomilere etkisi dâhil değil.
Hiç kimsenin umurundaymış gibi görünmüyor ama, 20 milyar dolar ile iklim değişikliğinden etkilenen 200 milyon insanın gıda, barınma, sağlık gibi acil ihtiyaçları karşılanabilirdi. Milyonlarca insan da sel, kuraklık ve göçten kurtarılabilirdi.
Aynı para ile milyonlarca çocuğa aşı, temiz su ve beslenme sağlanabilirdi.
Yüz milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulması, milyonlarcasının ölümünün önlenmesi mümkün olurdu.
On milyonlarca insan tam bir yıl boyunca beslenebilirdi.
Bu para ile okullar, hastaneler, su projeleri, enerji santralleri kurulabilir, insanların hayatı değişirdi.
Tabii bu insanların gerçek amacı insanların refahı, özgürlüğü, sağlığı olsaydı... Savaşlarla, üretilen hastalık ve virüslerle dünyadaki insan sayısını azaltmak, asıl hedefleri olmasaydı!..
'Satılan mal geri alınmaz'
Başlıkta yazdığım cümlenin artık hiçbir geçerliliği yok. Çünkü 15 Mart 1985'te kabul edilen 'Dünya Tüketici Günü' ve ülkemizde 28 Mayıs 2014'te son şekli verilen Tüketici Haklarının Korunmasına dair 6502 Sayılı Kanun, tüketici haklarını koruyan, tüketicinin hakkını savunabilmesi için bütün detayları içeren bir niteliğe büründü.

17