Ternus'un sınavı

Steve Jobs'un yerini doldurmak kolay değildi. Hatta Tim Cook, 15 yıl önce Apple'ın CEO koltuğuna oturduğunda işi zordu çünkü çıta çok yüksekti. Tim Cook daha ilk günden itibaren "Steve Jobs'tan sonra Apple ne olacak" sorularına maruz kaldı.

Steve Jobs, insanlara ihtiyaçları olduğunu bile bilmedikleri ürünleri arzulatan, tasarımla mühendisliği buluşturan vizyoner bir liderdi. Üstelik Tim Cook, Jobs'un ölümünden kısa süre önce görevi devralmıştı, üzerinde bir efsanenin ardından gelme baskısı vardı. İşte bu durumda, Tim Cook çok doğru bir şey yaptı, Steve Jobs olmaya çalışmadı. Bunun yerine Apple'ı başka bir yere taşıdı.

Apple'ın 15 yıllık CEO'su Tim Cook, 1 Eylül itibarıyla görevini John Ternus'a devretti. Peki ama Ternus'tan beklenti ne

Bugün geriye dönüp baktığımızda Tim Cook döneminin en büyük başarısı, 2011'de yaklaşık 350 milyar dolar değerindeki Apple'ı bugün 4,5 trilyon doların üzerinde bir şirket hâline getirmesi. Yıllık gelir 108 milyar dolar seviyesinden 400 milyar doların üzerine çıktı, kâr 100 milyar dolar eşiğini aştı. Cook, Apple'ın iş modelini de büyüttü, iPhone milyarlarca adetlik bir ekosisteme dönüştü, Apple Pay, iCloud, Music, TV ve diğer hizmetlerle milyarlarca dolarlık düzenli gelir yaratan bir servis ekonomisi kuruldu. Bunu yaparken Apple'ın kârlılığını artırmak için kendi çiplerini tasarlamaktan tedarik zincirini yeniden düzenlemeye kadar teknoloji şirketlerinin çoğunun konuşmayı sevdiği ama gerçekleştirmekte zorlandığı pek çok işi sessiz sedasız yaptı.

Trump "Tim Apple" diye sesleniyor

Tim Cook'un son yıllardaki rolü operasyon ve finansla da sınırlı kalmadı. Apple büyüdükçe devletlerle ilişkileri de şirketin bilançosunun bir parçası hâline geldi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump döneminde bunu çok net gördük. Cook, diğer teknoloji CEO'larından farklı olarak Trump'la doğrudan iletişim kurmayı başardı, Trump'ın "Tim Apple" diye seslendiği CEO hâline geldi. Cook'un Trump'la konuşabilme ve tarifeler, üretim ve yatırımlar gibi konuları doğrudan tartışabilme becerisi Apple açısından gerçek bir ekonomik değer taşıdı. Bu yüzden "Trump whisperer" lakabı aslında şaka gibi görünse de altında ciddi bir şirket stratejisi yatıyor. Çünkü Apple'ın Çin'deki üretim ağı ile Washington'ın Çin politikası bağlantılı. ABD, Çin'e tarife koyduğunda Apple'ın maliyetleri değişiyor. Apple üretimi Hindistan'a kaydırdığında Trump'ın politikası devreye giriyor. Apple, ABD'de yatırım açıkladığında ise Washington'la ilişkiler güçleniyor. Artık bir teknoloji CEO'sunun işi iyi ürün yapmanın yanı sıra jeopolitik ilişkileri de yönetebilmek. Başkan Trump'ın tarifeleri Apple'ın piyasa değerinde 100 milyarlarca dolarlık dalgalanmalara yol açabilecek kadar önemli. İşte tam da bu yüzden Cook'un CEO koltuğundan kalkması, Apple'ın onun deneyimini tamamen kaybettiği anlamına gelmiyor. Çünkü Cook gitmedi, 1 Eylül itibarıyla Executive Chairman koltuğuna geçti. Yeni görevinde yıllık 2 milyon dolar maaşın yanı sıra hedef değeri 45 milyon dolar olan hisse paketi de alacak.

Yeni CEO ürün mutfağından

Apple'da ilginç bir yönetim modeli oluşuyor. Yeni CEO John Ternus. Ternus, 2001'de Apple'a katıldı, yıllar içinde donanım mühendisliğinin başına yükseldi ve iPhone'dan Mac'e, iPad'den AirPods ve Apple Watch'a kadar şirketin en önemli ürünlerinin geliştirilmesinde rol aldı. Apple'ın yaptığı tercih önemli, şirket dışarıdan bir CEO getirmedi, kendi ürün mutfağından bir mühendisi CEO yaptı. Bu, Apple'ın yeni dönemde yeniden ürünlere, tasarıma ve mühendisliğe ağırlık vermek istediğinin işareti olabilir. Ama Ternus'un işi yalnızca güzel ürünler yapmak değil. Çünkü önünde yapay zekâ mücadelesi var. Apple, Siri ile yapay zekâ yarışının erken oyuncularından biriydi ama üretken yapay zekâ çağında Google, Microsoft, OpenAI ve diğerleri çok daha hızlı hareket etti. Apple Intelligence konusunda yaşanan gecikmeler ve Siri'nin yeniden tasarlanması ihtiyacı, şirketin bu alandaki açığını görünür hâle getirdi.