Sıradan olan gerçekten olağanüstü mü

Metropolitan Museum of Art'ın Kostüm Enstitüsü, John Galliano'ya adadığı sergiyi iptal etmişti. Yeni serginin ve Met Gala'nın teması: "extraORDINARY: Fashion and the Poetics of the Everyday"

Moda dünyasının en gösterişli gecelerinden biri olan Met Gala, bu yıl kırmızı halıda boy gösterecek ünlülerin kıyafetlerinden çok temasıyla konuşuluyor. Hatırlayacaksınız, Metropolitan Museum of Art'ın Kostüm Enstitüsü, önce John Galliano'ya adadığı sergiyi iptal etti, ardından da yeni serginin temasını açıkladı: "extraORDINARY: Fashion and the Poetics of the Everyday", gündelik hayatın şiirselliği ve sıradan olanın olağanüstüye dönüşmesi.

İlk duyduğunuzda insanın aklına ister istemez şu geliyor. Dünyanın en pahalı, en ihtişamlı, en çok konuşulan moda gecesinde şimdi de jean pantolonlar, beyaz tişörtler, yağmurluklar ve pofuduk montlar mı göreceğiz Üstelik bu karar, moda tarihinin en teatral, en yaratıcı ve en tartışmalı tasarımcılarından John Galliano'nun sergisinin iptal edilmesinin hemen ardından geldi.

Oysa Galliano'nun moda dünyasındaki yerini tartışmak başka, geçmişte yaptığı kabul edilemez açıklamaları görmezden gelmek başka. Dior'da yarattığı unutulmaz koleksiyonlar, podyumu âdeta bir tiyatro sahnesine dönüştüren hayal gücü, tarihsel referansları bugünün modasına taşıma becerisi ve olağanüstü işçiliği elbette moda tarihinin önemli parçaları. Ancak 2011 yılında Paris'te sarf ettiği antisemitik ve ırkçı sözler, Adolf Hitler'i öven ifadeleri ve sonrasında yaşananlar da aynı tarihin bir parçası. Galliano'nun özür dilemesi, tedavi görmesi, bağımlılığıyla yüzleşmesi ve yıllar sonra moda dünyasına dönmesi elbette önemli. Bir insanın hayatının geri kalanını yaptığı büyük bir hatayla tanımlamak istememek, ona yeniden çalışma ve üretme fırsatı tanımak insani bir yaklaşım. Ancak bir sanatçının yeniden çalışabilmesiyle dünyanın en saygın müzelerinden birinin onu özel bir sergiyle onurlandırması aynı şey değil. Metropolitan Museum of Art'ın 2027 sergisini Galliano'ya ayıracağını açıklaması, özellikle Yahudi toplumundan, kamuoyundan ve müzenin bazı bağışçılarından tepki gördü. Üstelik planlanan 3 Mayıs 2027 tarihi, Holokost'u Anma Günü ile ilgili takvim tartışmalarını da beraberinde getirdi. Sonunda, Galliano Ağustos ayında sergiden çekildiğini açıkladı. Met yönetimi de "John Galliano: Horizons" başlıklı sergiyi gerçekleştirmeme kararı aldı. Böylece uzun süredir üzerinde çalışıldığı belirtilen proje rafa kaldırıldı. Şimdi ise karşımızda bambaşka bir sergi var.

Beyaz tişörtlerden jean pantolonlara

Yeni serginin küratörü Andrew Bolton, Galliano'nun yerine başka büyük bir tasarımcıyı koymak istemediklerini özellikle vurguluyor. Hatta bir B planı olmadığını, kolayca başka bir tasarımcı seçmek yerine gerçekten yeni ve çağdaş bir fikir geliştirmek istediğini söylüyor. Peki bu fikir ne

Bolton ve ekibi, gündelik hayatta kullandığımız giysilere yeniden bakmamızı istiyor. Beyaz tişörtler, jean pantolonlar, trençkotlar, yağmurluklar, sweatshirt'ler ve pofuduk montlar... İlk bakışta sıradan görünen bu parçaların tasarımcıların elinde nasıl bambaşka bir kimliğe büründüğünü anlatacaklar. Üstelik sergi kıyafetlerden ibaret değil. Kağıt, plastik, alüminyum ve hatta gündelik hayatta atıp geçtiğimiz nesneler de tasarımın malzemesi olarak karşımıza çıkacak. Maison Margiela'nın kâğıttan elbiseleri, kırılmış porselenlerden oluşturulan tasarımlar, Hodakova'nın kaşıklarla hazırladığı heykelsi elbise, Anrealage'in alışılmadık geometrileri bu yaklaşımın dikkat çekici örnekleri arasında.

Brooke Shields'in hafızalara kazınan Calvin Klein jean pantolonları, Charles James'in 1930'lu yıllardan kalma couture montu ve Matthieu Blazy'nin Bottega Veneta için hazırladığı, aslında deri olduğu hâlde jean pantolon ve beyaz atlet gibi görünen tasarımı da sergide yer alacak. Yaklaşık 200'den fazla parçanın sergileneceği, bunların yüzde 30-40'ının müzenin kendi koleksiyonundan geleceği belirtiliyor.