Martin Margiela müzayedesi nasıl geçti

Martin Margiela alıştığımız moda tasarımcısı ya da kreatif direktör kalıplarına uymuyor. Çünkü, bugünün görünürlük çağının tam tersini seçerek başarılı oldu.

Hiç röportaj vermedi, podyum sonunda selam vermedi, yüzünü markasının önüne koymadı. Logoların yükseldiği dönemde etiketi boş bıraktı. Moda endüstrisinin yıldız kültünü reddederken, farkında olmadan onun en büyük yıldızlarından biri hâline geldi. Geçtiğimiz hafta Paris'te düzenlenen "Martin Margiela: Personal Archives" müzayedesi de tam bu yüzden sıradan bir açık artırma değildi.

Maurice Auction ve Kerry Taylor Auctions iş birliğiyle gerçekleştirilen yaklaşık 200 parçalık satış, yaşayan bir moda tasarımcısının kişisel arşivini ilk kez doğrudan bir müzayede aracılığıyla satışa sunması bakımından tarihe geçti.

Sonuçlar da beklentilerin çok ötesindeydi.

Toplam satış 1.39 milyon euroyu aşarken, 1991 tarihli grafitili Tabi botları tam 364 bin euroya alıcı buldu ve Maison Martin Margiela adına bugüne kadarki en yüksek müzayede fiyatına ulaştı. Ön satış tahmini 50 bin euro civarında konuşulan bir parçanın yedi katından fazla bir rakama satılması, koleksiyonerlerin Margiela'ya bakışını tek başına özetliyor.

Peki kim bu Martin Margiela

1980'lerin sonunda Belçika'dan çıkıp Paris'e gelen "Antwerp Six" kuşağının en etkili isimlerinden biri. Eskiyi söküp yeniden yapan, kusuru estetiğin merkezine yerleştiren, ikinci el giysileri lüksün karşısına çıkaran, dikişleri gizlemek yerine görünür hâle getiren tasarım diliyle modanın yönünü değiştirdi.

Bugün "deconstruction" diye tanımlanan yaklaşımın ana figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Margiela'nın kariyerindeki en ilginç duraklardan biri hiç şüphesiz Hermes yıllarıydı. 1997-2003 arasında Fransız moda evinin kadın koleksiyonlarını yöneten tasarımcı, kendi markasındaki deneysel tavrını Hermes'in sessiz lüks anlayışıyla buluşturdu. Bugün "sessiz lüks" diye konuştuğumuz estetik, aslında Margiela'nın Hermes koleksiyonlarında yıllar önce karşılığını bulmuştu.

Zamansız kesimler, kusursuz işçilik ve gösterişten uzak bir zarafet öne çıkıyordu. Bugün hala koleksiyonerlerin peşinden koştuğu parçalar bunlar. 2002 tarihli Initiale çantası ya da annesi Laa Bouchet'nin gardırobundan çıkan Hermes giysilerinin müzayedenin en ilgi gören bölümlerinden olması da tesadüf değil.

Çünkü bu parçalar, tasarımcının kişisel tarihinin de tanıkları. Margiela, 2009 yılında kendi markasından tamamen ayrıldı. Marka daha önce Diesel Grubu bünyesine katılmıştı ama onun yolu artık farklıydı.

Birçok tasarımcı emekliliğinde danışmanlığa ya da yeni markalara yönelirken, o çağdaş sanatı seçti. Heykeller, enstalasyonlar, resimler üretti, 2021'de Paris'te ilk büyük kişisel sergisini açtı.