Koleksiyonculukta ne değişti

Koleksiyonculuk uzun yıllar boyunca belirli çevrelerin, belirli uzmanlık alanlarının ve çoğu zaman da belirli yaş grubunun ilgi alanı olarak görüldü.

Pul, para, tablo, antika mobilya ya da klasik otomobiller gibi.

Her biri kendi dünyasında, kendi kurallarıyla ilerleyen, birbirine çok temas etmeyen alanlardı.

Bugün ise bu sınırlar hızla ortadan kalkıyor.

Amerika'nın en büyük müzayede şirketlerinden Heritage Auctions'ın yılın ilk altı ayında 1.4 milyar doları aşan satış hacmine ulaşması yalnızca şirket açısından bir rekor değil.

Asıl önemli olan, bu rakamın koleksiyonculuğun nasıl değiştiğini göstermesi.

Eskiden koleksiyoncu, belli bir konuda uzmanlaşırdı.

Madeni para toplayan sadece para toplar, resim koleksiyoncusu yalnızca sanat eserlerine odaklanırdı.

Bugünün koleksiyoncusu ise çok daha farklı düşünüyor.Aynı koleksiyonda bir Ai Weiwei çizimi, ilk baskı bir Superman çizgi romanı, mühürlü bir Super Mario oyunu, nadir bir madeni para ve tarihi bir spor kartı bir araya gelebiliyor.

Bu değişimin temelinde ekonomik güç değil, değişen kültürel algı yatıyor.

Yeni kuşak için koleksiyon yapmak artık sadece yatırım yapmak anlamına gelmiyor.Kendi hikayesini anlatan nesneleri bir araya getirmek, kişisel kimliğini görünür kılmak ve çocukluğuyla bağ kurmak da finansal getiri kadar önem taşıyor.

Belki de bu yüzden bugün milyonlarca dolarlık bir video oyunu haberi artık kimseyi şaşırtmıyor.

Bir dönem çocuk odalarında oynanan Nintendo kasetleri bugün müze eseri gibi korunuyor. Çizgi romanlar kültürel mirasın parçası olarak değerlendiriliyor.

Spor kartları ise sadece spor tarihini değil, popüler kültürün hafızasını temsil ediyor.

Aslında burada değişen nesneler değil, onlara yüklediğimiz anlam.

Geçmişte sanat tarihi ile popüler kültür arasında keskin çizgiler vardı.Bugün bu ayrım giderek silikleşiyor.Bir Ai Weiwei eseriyle ilk Batman sayısı aynı koleksiyonda buluşabiliyor.Çünkü ikisi de kendi döneminin kültürel tanığı olarak görülüyor.

Bu dönüşümün bir başka nedeni ise dijital çağ.

İnternet sayesinde bilgiye erişim kolaylaştı.

Dünyanın herhangi bir yerindeki müzayedeyi canlı takip etmek, fiyat geçmişini incelemek, eserlerin orijinalliğini araştırmak artık birkaç dakikalık iş.

Bu şeffaflık yeni koleksiyonerlerin piyasaya girmesini kolaylaştırıyor.

Sosyal medya da koleksiyonculuğu görünür hale getirdi.Eskiden özel odalarda saklanan koleksiyonlar bugün milyonlarca kişinin izlediği hesaplarda sergileniyor.Bir koleksiyon artık dijital toplulukların da konuştuğu bir hikayeye dönüşüyor.