'Hiç bitmeyen yaz'ın kitabı yazıldı

Sahir Erozan'ın ön sözünü yazdığı, Melinda Stevens imzalı "Maçakızı: Everlasting Summer" kitabı, Assouline Yayınevi tarafından bu ay tüm dünyada yayımlandı. Bu sadece Maçakızı'nın değil, Bodrum ve Türkiye'nin tanıtımı için de önemli.

Uluslararası tanıtım yapabilmek, artık klasik reklam kampanyalarının çok ötesinde bir yerde duruyor. Bir destinasyonu gerçekten 'hikâyeye dâhil eden' unsurların başında ise doğru strateji, doğru içerik ve doğru mecra geliyor. İşte tam bu noktada Assouline kitaplarının etkisini görmezden gelmek mümkün değil.

Assouline, yıllardır şehirleri, yaşam tarzlarını ve kültürleri anlatıyor, bunu yaparken de onları bir arzu nesnesine dönüştürüyor. Türkiye'nin bu yayınlarda yer alması ise tesadüf değil. Bu hikâyenin başlangıcında Serdar Gülgün var. Onun imzasını taşıyan "Ottoman Chic" ve "The Grand Bazaar", İstanbul'un tarihi estetik kodlarını dünyaya anlatan ilk güçlü adımlardı. Osmanlı zarafetini modern bir dilde sunarak, Türkiye'nin sadece tarih değil, aynı zamanda stil üreten bir coğrafya olduğunu gösterdi. "Sevan Bıçakçı: The Timekeeper" kitabı ise mücevher tasarımcısı Sevan Bıçakçı'nın özel yeteneğini gözler önüne serdi.

Ardından İrem Kınay ve Nevbahar Koç, önce "Bosphorus Private" ile İstanbul'a içeriden bir bakış açısı sundular. Bu kitap, turistik bir rehber değildi. Boğaziçi'deki hayatın, evlerin, sofraların ve ritüellerin portresiydi. İstanbul'u göstermek değil, yaşatmak üzerine kuruluydu.

Devamında gelen İrem Kınay ve Nevbahar Koç imzalı "Turquoise Coast" ise odağı kıyılara çevirdi. Bodrum'dan Datça'ya uzanan hat, bu kez uluslararası isimlerin tanıklığı, güçlü fotoğraflar ve yaşam tarzı vurgusuyla anlatıldı. Tam da bu kitap sayesinde Conde Nast Traveller sayfalarında 'Türk Rivierası'nın geri dönüşü' başlıklarını okumaya başladık. Kitap, küresel algıyı tetikleyen etkili bir araç oldu.

Bu yılın sürprizi ise Melinda Stevens imzalı "Maçakızı: Everlasting Summer" (Maçakızı: Hiç Bitmeyen Yaz) kitabı. Maçakızı'nın yaratıcısı Sahir Erozan'ın ön sözüyle yayımlanan kitabın Conde Nast Traveller'ın eski global yayın yönetmeni Melinda Stevens tarafından yazılması da kitaba ayrı bir değer katıyor.

Her şeyin başlangıcı

Peki, Maçakızı'nın sırrı ne Bu sorunun cevabı tek bir kişide değil. Öncelikle Sahir Erozan, yıllardır mekânı sadece bir otel olarak değil, bir yaşam alanı olarak kurgulayan ve Maçakızı'nı global bir marka hâline getiren isim. Kendisinin de her fırsatta altını çizdiği bir gerçek var tabii. Bu hikâyenin yaratıcısı, annesi Ayla Emiroğlu.

Ayla Emiroğlu'nun hikâyesi ise çoğu zaman satır aralarında kalıyor ama aslında her şeyin başlangıcı. Bodrum'un henüz bugünkü cazibesine kavuşmadığı yıllarda, Gölköy'de kurduğu o sade ama karakter sahibi mekân çok özeldi. Şehirli zarafeti kıyıya taşıyan, misafirperverliği bir ritüele dönüştüren bir buluşma noktasıydı. Şanslıydım, stiliyle çok beğenilen Maçakızı, Ayla'nın Gölköy'de yemek hazır olduğunda zili kendisinin çaldığı yıllara çocukken çok şahit oldum. O zamanki gazeteci-yazarların entelektüel sohbetleri, Sezen Aksu'nun şarkılarını mırıldanmasıyla elbette bugünkünden farklıydı Maçakızı. Sahir Erozan, bu harika hikâyeyi zamana adapte ederek geliştirdi, Washington yıllarının da birikimiyle uluslararası bir boyuta taşıdı. Bu yapının gastronomi ayağında ise Sahir Erozan'ın Washington'da da birlikte çalıştığı, Michelin yıldızlı şef Aret Sahakyan var. Sahir Erozan'ın kitabın ön sözünde teşekkür ettiği diğer isim ise 'prens gibi' diye tanımladığı ortağı Ferit Şahenk. Bu isimlerin tek tek başarıları tartışılmaz ama birlikte yarattıkları bütün burada önemli olan.