Ayla, herkesin bildiği adıyla Maçakızı Ayla, gerçek bir ikondu.
Soyadına ihtiyacı yoktu, abla, teyze gibi ekleri de sevmezdi.
Zevkiyle, stiliyle, gustosuyla, iyi yaşam kültürünün öncüsüydü.
1970'lerin sonunda, '80'lerde Bodrum'da Ahmet Ertegün ve Amerikalı misafirlerinin yazlarını geçirdiği yıllarda kendi komünitesini yaratmayı başardı.
Daha komünite inşa etmenin önemini kimse bilmezken, Ayla kendi kafadengi gördüğü yazar, çizer, müzisyen, sanatçıları bir araya getirir, iyi sohbet, iyi müzik ve iyi yemekle herkesi bir arada tutardı.
Ben Bodrum'daki ilk pansiyonuna ve Torba'daki yerine yetişemedim, ama Gölköy'deki Maçakızı'na çocukken her gidişimde heyecanlanırdım, çünkü çocuk aklıyla bile özel bir yer olduğunu anlardım.
Anlamamak mümkün değildi.
Ayla, bir yetişkin mekânı yaratmıştı, çocukların gelmesini pek de istemezdi.
Ama çocuklara yetişkin gibi davranır, o zaman büyümek için can atan bize büyümüş gibi hissettirirdi.
Biz de nasıl davranacağımızı bilir, yaramazlık yapmazdık.
Öğle yemeği için zili çalmasını dört gözle beklerdik.
Sadece yemek, stil ve müzik zevkimizin gelişmesinde etkili değil, aynı zamanda güçlü kadın kimliğiyle de hepimize canlı bir örnek oldu.
Kimseye taviz vermeyen, inandıklarını sonuna kadar savunan, kendinden ödün vermemek için büyük mücadele veren çok özel bir kadındı.
Erkek egemenliğinde ve hatta kültür seviyesinin çok da yüksek olmadığı bir sektörde tek başına güçlü ve bekâr bir kadın olarak dimdik ayaktaydı.
Bikinisiyle de, şile bezi kaftanları ve kocaman kolyeleriyle de, herkesin sarışın olmaya çalıştığı yıllarda Maçakızı saçlarıyla da herkesin saygı duyduğu biriydi.
Kimseye benzemeyen, dışarıdan bakanlar için sert sayılabilecek ama aynı zamanda duygusal zekâsı müthiş gelişmiş bir kadındı.
Ablası Güler ve yeğeni Tiraje de Ayla'ya her zaman destekti.
Ayla, oğlu Sahir Erozan'la gurur duyuyordu, Sahir'in Washington DC'deki mekanı Cities'deki başarısı onu çok mutlu ediyordu.
Klasik bir anne modeli değildi Ayla, öyle çocuğuyla sürekli övünecek biri de değildi, ama Sahir'in ABD'deki başarısı onu gerçekten gururlandırıyordu, çok belli etmese de.
İşte, Maçakızı'nı Türkbükü'ne taşıma kararını da 2000 yılında Sahir'le birlikte aldı.
Maçakızı, Ayla'nın üstüne titrediği bebeğiydi, her detayını büyük bir özenle ve titizlikle yapmıştı, onu bir tek Sahir'e emanet edebilirdi.

10