Diana'nın gölgesi yeniden İngiltere'nin üzerinde

Önce Diana'nın ağabeyi Charles Spencer, kız kardeşi hakkında bir kitap yazdığını paylaştı, hemen sonrasında Harry ve Meghan altı yıl aradan sonra Birleşik Krallık'a taşınacaklarını açıkladı. Peki ama bu gelişmelerden en çok etkilenecek olan kim

1 Eylül 1997'de nerede olduğunuzu hatırlıyor musunuz

Muhtemelen hatırlıyorsunuz. Aslında Diana 31 Ağustos gecesi Paris'teki trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Ancak haberin dünyanın dört bir yanına yayıldığı, insanların televizyonların karşısına geçip aynı görüntüleri tekrar tekrar izlediği gün 1 Eylül'dü. O yüzden hafızamızda Diana'nın ölüm tarihi kadar, o sabahın nerede ve nasıl yaşandığı da yer etti.

Aradan 29 yıl geçti. 2027'de ölümünün 30. yıldönümüne yaklaşırken İngiltere'de Diana'nın adı yeniden, üstelik oldukça dikkat çekici iki gelişmenin ortasında karşımıza çıkıyor. Biri ağabeyi Charles Spencer, diğeri ise oğlu Harry sayesinde. Bu bir tesadüf olabilir mi Bunu şimdiden söylemek mümkün değil. Ancak zamanlama gerçekten ilginç.

Charles Spencer bu hafta kız kardeşi Diana'yı anlattığı yeni kitabını duyurdu. "Swan Song: Diana, My Sister" 22 Eylül'de yayımlanacak. İkisi çocukluklarından itibaren son derece yakınlardı. Birbirlerine "Carlos" ve "Duch" diye seslendikleri, aile içindeki sıkıntılardan yatılı okul yıllarına kadar pek çok şeyi birlikte göğüsledikleri biliniyor. Charles Spencer'ın Diana'nın ölümünden sonra Westminster Abbey'de yaptığı konuşmayı ise zaten hepimiz biliyoruz. O konuşma, Spencer'ın kız kardeşiyle olan ilişkisinin ne kadar derin olduğunu dünyanın gözleri önünde göstermişti.

Bilinmeyenleri ortaya çıkarabilir

Şimdi, Charles Spencer tam 29 yıl sonra yeniden Diana'yı anlatıyor. Üstelik bu kez başkalarının yazdığı bir Diana portresine yorum yapmak yerine, kendi anılarını paylaşıyor. Diana hakkında bilmediğimiz çok az şey kaldığını düşünüyoruz. Oysa Diana'nın çocukluğu, aile içindeki ilişkileri, anne ve babasının boşanmasının üzerlerinde bıraktığı izler ve kraliyet ailesine girmeden önceki hayatı söz konusu olduğunda hâlâ içeriden anlatılabilecek çok şey var. Spencer'ın bir önceki kitabı "A Very Private School" bunun bir örneğiydi. Kendi yatılı okul yıllarındaki şiddet ve taciz deneyimlerini anlattığı kitap, İngiliz aristokrasisinin çocuk yetiştirme kültürünün karanlık tarafını da tartışmaya açmıştı. Şimdi "Swan Song" da bilinmeyenleri ortaya çıkarabilir. Burada insanın aklına ister istemez önce tahtın varisi Prens William geliyor. Çünkü Charles Spencer, William'ın dayısı. Üstelik Spencer'ın kitabı hakkında William'a önceden bilgi vermemiş olması İngiliz basınında ayrıca konuşuluyor. Bu durumun mutlaka bir aile kavgası anlamına geldiğini söylemek doğru olmaz. Bir yazarın kitabını yayımlamadan önce kime ne anlatacağı elbette kendi tercihi. Ama söz konusu olan sıradan bir kitap değil. Geleceğin İngiltere kralı William'ın annesi Diana hakkında, o yüzden Spencer, yeğeni William'a önceden söyleyebilirdi.

Meghan ve Harry dönüş yolunda

Tam bunlar konuşulurken Harry ve Meghan'dan gelen haber ise durumu daha da ilginç hâle getirdi. Altı yıl önce Amerika'ya yerleşen Sussex çifti, bu ay sonunda çocukları Archie ve Lilibet ile birlikte İngiltere'ye dönmeye hazırlanıyor. Çocukların eylülde İngiltere'de okula başlayacağı, ailenin Londra dışında kraliyet mülkü olmayan bir evde yaşayacağı bildiriliyor. Bu, Harry ve Meghan'ın kraliyet görevlerine döneceği anlamına gelmiyor. Tam tersine, sıradan vatandaşlar olarak yaşayacaklar. Elbette sembolik tarafı çok daha büyük. Harry yıllardır İngiltere'deki güvenlik meselesini ailesinin dönüşünün önündeki en büyük engel olarak gösteriyordu. Hatta geçen yıl, eşi ve çocuklarını İngiltere'ye getirmeyi bu yüzden düşünemediğini açıkça söylemişti. Şimdi çocukları İngiltere'de okula başlayacak. Bu ciddi bir değişiklik. Üstelik birkaç hafta önce Harry'nin babası Kral Charles ile Highgrove'da buluşmasının ardından geliyor. Ancak, Kral Charles'ın Harry ve Meghan'ın bu kararından geçen pazar günü haberdar edildiği ve Highgrove'daki buluşmada bu konunun gündeme getirilmediği de söylenenler arasında. Charles'ın torunlarını daha sık görebilme ve baba-oğul ilişkisinde bir yumuşama ihtimali ve Harry'nin İngiltere'de yeniden bir hayat kurması başlı başına önemli.