Yerimizi bilelim. Bu söz hoşumuza gitmeyebilir. Hele yıllardır Avrupa futbolunun zirvesine çıkma hayalleri kurup, Avrupa'nın büyük kulüplerinde oynayan futbolcularımızla övünürken hiç hoşumuza gitmez. Ama Uluslar Ligi'nde üç maçta sıfır puanla kalmamız ve sahada giderek büyüyen çaresizlik hissi de bazı gerçeklerle yüzleşmemiz gerektiğini söylüyor.
Üstelik mesele yalnızca milli takım değil. Türk futbolunda sanki hep birlikte yokuş aşağı yuvarlanıyoruz da kimse frene basmayı akıl edemiyor. Bir tarafta sahada kaybedilen maçlar, diğer tarafta tutuklanan MHK yöneticileri, güvenilirliğini yitirmiş bir hakemlik sistemi ve başarısız bir TFF... Uzun yıllardır ilk kez bu kadar fazla kariyerli oyuncuyu aynı milli takım çatısı altında görüyoruz. Ne var ki şanslarına iflas etmiş bir sistemde milli takım forması giyiyorlar. Yıllar sonra bu dönemi hatırladığımızda belki de en çok bu çelişkiyi konuşacağız. "Elimizde iyi futbolcular vardı ama onları bir araya getirip iyi bir takım haline getirecek düzeni kuramadık."
Adı üzerinde, futbol bir takım oyunu. Arda Federer, Kenan Nadal olabilirdi. Tek başlarına mücadele ettikleri, oyunun kendi performanslarına bağlı olduğu bir spor dalında bu benzetmeler anlam kazanırdı. Oysa futbolda dünyanın en iyi oyuncularını bir araya getirmeniz bile tek başına bir şey ifade etmiyor. Ya da bir futbolcunun yeteneği, takımın bütün eksiklerini kapatmaya yetmiyor. Hatta bazen o yeteneğin ne kadar büyük olduğu, çevresindeki yetersizliği daha da belirginleştiriyor. O halde biz gerçekten nerede olduğumuzu biliyor muyuz
Kibirden kaçınmak
Kanuni Sultan Süleyman'ın Mohaç Zaferi'nin ardından kibirden kaçınmak için kazdırdığı bir mezara girdiği anlatılır. Büyük bir zaferin ardından insanın kendi ölümlülüğünü, gücünün sınırlarını hatırlaması üzerine kurulu bu hikâye, bugün futbolumuz için de anlamlı bir ders taşıyor. Teknik direktörümüzden her maç, 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası'na gittik, A ligine yükseldik nidaları... Halbuki başarının insanı sürüklediği kibir nasıl da tehlikeli. Hele ki ortada henüz sürdürülebilir bir başarı yokken diye biri Montella'nın kulağına fısıldasaydı keşke.
Peki yıllardır futbolun temel sorunlarını da yanlış yerde aramadık mı Yabancı oyuncu kuralını bir sağa bir sola çevirerek yerli futbolcu kalitesini artıracağımızı düşündük: Yerli oyuncular daha fazla süre alacak, milli takım güçlenecek, kulüplerimiz daha iyi futbolcular yetiştirecek. Halbuki bir futbolcunun gelişimini belirleyen şey yalnızca forma giyme zorunluluğu değil ki. Altyapı, antrenör kalitesi, kulüplerin oyuncu yetiştirme politikaları, rekabet ortamı ve uzun vadeli planlama gibi birçok unsur var. Bunları konuşmak yerine yıllardır yabancı sayısı üzerinden futbolun geleceğini şekillendirmeye çalışmadık mı

14