Şampiyon olmak başka, şampiyon kalmak başka

Burcu Kapu
Bugün
29

Sezonun başlamasına beş gün kala oynanan Villarreal maçı, bir maçtan fazlası. Okan Buruk'un daha ilk dakikalarda kırmızı kart görmesi, Osimhen'in maç boyunca yüksek gerilimle oynaması, takımın genel görüntüsünde göze çarpan huzursuzluk...

Elbette bir hazırlık maçında hocanın kırmızı kart görmesinden büyük sonuçlar çıkarmak doğru değil. Ancak bazen bir takımın sezon öncesindeki ruh halini skor tabelasından çok, teknik adamın ve sahadaki yıldızın beden dili anlatır.

Galatasaray'da hissedilen huzursuzluğun temelinde tanıdık bir mesele var: Yönetim takımın ihtiyaç duyduğu transferleri hâlâ tamamlayabilmiş değil. Üstelik bu eksikler yeni ortaya çıkmış problemler değil. Icardi'den sonra güvenilir bir santrfor alternatifi yok. İki sezondur konuşulan 10 numara ve orta saha problemi hâlâ ortada duruyor.

Ve şu ana kadar gerçekleşen tek yaz transferi Lesley Ugochukwu... Ona da kötü transfer demek haksızlık olur. Çünkü ihtiyaç duyulan fiziksel gücü ve savunma direncini orta sahaya taşıyabilecek bir oyuncu profili. Ama mesele artık kimin transfer edildiği değil, kadro mühendisliğinin ne zaman yapıldığı. Çünkü iki yıldır bu sorunları yaşayan bir takım, ligin başlamasına beş gün kala hâlâ ilaç arıyorsa, artık tartışılması gereken soru başka: Neden Galatasaray Yönetimi sezonun başlamasına bu kadar az süre kala, takımın herkes tarafından görülen ihtiyaçlarını hâlâ çözmeye çalışıyor Ya da çalışıyor mu

Galatasaray'ın son dört yıldaki başarısı yönetimin hem en güçlü savunması hem de en büyük tehlikesi. Evet, bu takım yeniden dört yıl üst üste şampiyon oldu, Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kaldı. Bunlar yönetimin pek çok konuda doğru işler yaptığının güçlü kanıtı. Fakat futbolda geçmişte doğru kararlar vermiş olmak, bugün doğru kararlar vermenin garantisi değil. Hatta bazen tam tersine, uzun süreli başarı kulüplerin kendi eksiklerini görmesini zorlaştırır, rehavet, kibir yaratır. "Bir şekilde yine oluyor" düşüncesi, en tehlikeli düşüncelerden biri haline gelir.

Şampiyon kadroyu korumak, Osimhen'i kadroda tutmak tabii avantaj ama Osimhen'in varlığı diğer eksikleri görünmez kılmamalı. Tam tersine, böyle büyük bir yıldızın çevresine kurulacak kadronun daha güçlü olması gerekir. Onun olmadığı bir maçta Galatasaray'ın hücum planı ne olacak Takım haftada iki maça çıktığında gol yükü kimin üzerine dağılacak Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir rakibe karşı orta sahada topa sahip olmak ve oyunu kontrol etmek gerektiğinde kim sorumluluk alacak Bunlar transfer listesindeki isimlerden çok daha önemli sorular.