Ne olacağız

Burcu Kapu
Bugün
17

Bu yaz Dünya Kupası'nda kaybettiğimiz yalnız maçlar değildi. Takım görüntümüz, kazanma inancımız, gelecek umudumuz da sönmüştü. Bu kuru yazın ardından çıktığımız Fransa maçı sonunda ise sinirlenmeden televizyonu kapattık.

Bu iyi bir şey.

Ancak başlarken özellikle yazmak istiyorum çünkü milli takım söz konusu olduğunda yenilgilerimizden teselli üretmeye çok meraklıyız. "Ama iyi mücadele ettik", "Ama rakip Fransa", "Ama şanssızdık" cümleleri en kolay kaçış yollarından biri. Bir maç kaybedildiyse kaybedilmiştir. Fransa'ya karşı da olsa.

Türkiye'nin Fransa karşısındaki oyunu önemli. Ama onu değerli kılan şey, rakibin gücü karşısında direnmiş olması değildi. Oyunun içinde kendi varlığını koruyabilmesiydi. Baskı kurmaya, öne çıkmaya, hücum etmeye çalıştık. Topun arkasına geçip maçın bir an önce bitmesini bekleyen bir takım görüntüsü yoktu. Fransa golü bulduğunda da Türkiye'nin oyundan düşmesi gibi bir tablo ortaya çıkmadı.

Fransa:1-Türkiye:0. Skorun özeti bu kadar. Geri kalanını büyütmeye de gerek yok.

Ama maçın Türkiye açısından anlamı skorun dışında bir yerde duruyor. Dünya Kupası'ndan sonra ihtiyacımız bir gecede yeniden iyi takım olduğumuza inandırılmak değildi. Önce yeniden takım olduğumuza dair işaretlere ihtiyaç vardı. Kocaeli'de bunu gördük.

Montella meselesi de tam burada yeniden açılıyor.

Ben Dünya Kupası'nın ardından Montella'nın ayrılması gerektiğini düşündüm. Çünkü mesele sadece sonuçlar değildi. Saha organizasyonu, oyuncu tercihleri, oyunun nasıl geliştiği de tartışmalıydı. Şimdi ise frene basıyorum.

Çünkü daha önce söylediğimiz cümleyi yeni bir sonuç uğruna unutmak da, yeni bir veriyi sırf eski fikrimize uymuyor diye görmezden gelmek de doğru değil. Montella'nın Fransa maçıyla bir anda bütün doğruları bulduğunu düşünmüyorum. Dünya Kupası'nda yaşananların üzerini bir Uluslar Ligi maçıyla da örtemeyiz. Ama Fransa maçı onu yeniden değerlendirmek için bir alan açtı. Futbolda fikir değiştirmek bazen tutarsızlık değil, yeni veriye saygıdır.

İtalya ile yarın oynayacağız. Onlar da bizim gibi yenilgiyle başladı. Üstelik Dünya Kupası'na da gidemeyen İtalya futbolunda uzun zamandır başka bir tartışma var: Yeni yeteneklerin neden çıkmadığı, oyunun neden gelişmediği, İtalyan futbolunun ölümü... Yani iki ülkenin de Dünya Kupası hayal kırıklığından sonra EURO 2028 için kendine yeni bir yol çizmesi gerekiyor.

Avrupa Şampiyonası'na gitmek, gruptan çıkmak, sonra bir maç daha kazanmak ve turnuvanın hikâyesine gerçekten dahil olmak istiyorsak nasıl bir milli takım olmak istediğimizi çözmemiz gerekiyor.