Ara transfer itirafı

Ocak ayı futbolda sezon başı kurulan planın çatladığı yerdir. Yazın yapılan hesapların eksik çıktığı, sakatlıkların biriktiği, puan kayıplarının sabrı azalttığı dönemdir. Yönetimler uzun vadeli projeyi değil, kısa vadeli müdahaleyi düşünür. Telefonlar açılır, menajerler devreye girer, "acil" etiketi masaya konur.

Ara transfer döneminin cazibesi de burada başlar. Çünkü futbol hafızası bize umut veren hikâyeler sunuyor. Galatasaray'da Sneijder, Drogba ve Gomis ikinci döneminde ara transfer sezonunda imza atıp yakaladığı skor ritmiyle şampiyonluk yürüyüşünü hızlandırmıştı. Anelka, Webo, Nobre, Sow, Fenerbahçe'nin bugün halen anlatılan altın yıllarına damga vurmuştu. Bu örnekler ocak ayına inancı canlı tutuyor. "Bir hamleyle her şey değişebilir" fikri; taraftarı da, yöneticiyi de cezbediyor.

Türkiye'de ocak ayı çoğu zaman stratejik değil, tepkisel yaşanıyor. Son üç haftada kaybedilen puanlar, artan tribün baskısı, sosyal medyanın gürültüsü... Transfer bir sportif karar olmaktan çıkıp bir mesaj haline geliyor: "Müdahale ettik." Oysa müdahale ile çözüm aynı şey değil. Bir oyuncu almak, oyunu düzeltmek anlamına gelmiyor. Çünkü ocak ayında gelen futbolcunun zamanı yoktur. Kamp görmemiştir. Sistemi tam bilmez. Çoğu zaman farklı bir lig temposundan gelir. Üstelik hata kredisi düşüktür. Yazın gelen oyuncuya adaptasyon süresi tanınırken, ara transferde gelen ilk maçtan itibaren "kurtarıcı" rolüne itilir. Ama bir oyuncu savunma zaafını, tempo eksikliğini, oyun planı yoksunluğunu tek başına nasıl çözecek ki

Kurtarıcı aranıyor

Bir de işin ekonomik tarafı var. Ocak transferi pahalıdır. Satan kulüp sezon ortasında oyuncusunu bırakmak istemez. Alan kulüp ise çaresiz görünür. Zaman baskısı fiyatı yükseltir. Türkiye'de kulüplerin mali yapısı zaten hâlâ kırılgan. Yayın gelirleri sınırlı, Avrupa geliri garanti değil. Böyle bir tabloda devre arasında yapılan yüksek maliyetli hamleler, yalnızca bu sezonu değil, gelecek sezonun planını da etkiler. Başarılı olursa alkışlanır; başarısız olursa hem performans hem bütçe kaybı yaratır. Son üç sezon şampiyonlukta yarışan Galatasaray 47, Fenerbahçe 35 milyon euro ara transferde harcamış. Bu paraları kimlere verdiler diye hızlıca bir hafızamızı tazelersek, Zaniolo, Derrick Köhn, Carlos Vinicius, Serge Aurier, Carlos Cuesta, Morata, Ahmed Kutucu, Lemina, Frankowski ve Osterwolde, Krunic, Bonucci, Çağlar, Diego Carlos, Mimovic, Skriniar, Talisca sadece bazıları olarak karşımıza çıkar.