Türkiye futbolunda değişmeyen bir şey varsa, o da yabancı kuralı tartışmaları. Her federasyon döneminde yeniden icat edilen, her birkaç yılda bir değiştirilen ve neredeyse hiçbir zaman uzun vadeli bir planın parçası olamayan bu mesele, yine önümüzde duruyor. Bu kez adı: 10+4.
Kağıt üstünde bakınca kulağa teknik bir düzenleme gibi geliyor. Ama gerçekte Türk futbolunun yıllardır çözmeye çalıştığı kimlik krizinin yeni bir versiyonu. Ve açık konuşalım: 10+4 kuralı tam anlamıyla bir garabet.
Çünkü bu sistem, ne tam serbestlikten yana ne de yerliyi korumaktan. İkisinin arasında sıkışmış, ne kulüpleri mutlu edecek ne de oyuncu gelişimini gerçekten destekleyecek hibrit bir yapı. Türk futbolunun klasik refleksi yani: Karar almak yerine orta yol bulmaya çalışmak. Oysa futbol tarihinde büyük dönüşümler orta yollarla değil, net fikirlerle gerçekleşti.
Örneğin İngiltere, Premier Lig'de yabancı sınırı uygulamıyor ama "homegrown player" sistemiyle kadro yapılanmasını düzenliyor. Yani kulüplerin belli sayıda yerli altyapı oyuncusu bulundurması zorunlu. Almanya, EURO 2000 sonrası milli takım krizinden sonra altyapı devrimine gitti. Sorunu yabancı sayısıyla değil, oyuncu üretim sistemiyle çözdü. Bugün Almanya'nın dünya futboluna oyuncu ihraç eden dev bir yapıya dönüşmesinin sebebi yabancı sınırlaması değil, akademi yatırımı. Fransa zaten yıllardır dünyanın en büyük oyuncu fabrikası. Çünkü mesele pasaport değil eğitim.
Türkiye ise yıllardır aynı yanılgının içinde dönüp duruyor: "Yabancı azalırsa yerli gelişir."
Hayır gelişmez. Kötü planlanmış bir futbol ortamında yabancı sayısını azaltmak sadece vasat oyuncunun değerini artırır. Yıllarca Anadolu kulüplerinde ederinin üzerinde sözleşme alan sıradan yerli oyuncular, rekabetsizliğin konforuyla büyüdü. Çünkü sistem onları geliştirmeye değil, korumaya çalıştı. Oysa modern futbolda oyuncu gelişimi rekabetle olur. Genç oyuncu iyi yabancıyla birlikte oynayarak gelişir. Tempoyu, oyun aklını, profesyonellik seviyesini orada görür. Mertens ile, Icardi ile oynadıktan sonraki Barış ve Kerem'de olduğu gibi.
Aslında Türkiye'nin yakın geçmişi bu konuda yeterince ders içeriyor. Bugüne kadar her federasyon kendi yabancı kuralını getirdi. Milli takım istikrarlı biçimde dünya seviyesine çıktı mı Hayır. Kulüpler sürdürülebilir yapılar kurabildi mi Hayır. Çünkü mesele hiçbir zaman yabancı sayısı değildi.

41